Zehra Türk edebiyatının "ilk psikolojik roman denemesi" kabul edilir. Yorumum şöyle ki olayların nasıl gelişebileceğini tahmin ediyoruz. Kendimi kitapta buldum evet ama tam anlamıyla başarılı diyemem. Tabii ki tavsiye ederim ama öyle şaşırtıcı şeyler olmuyor çünkü ne olacağını önceden yazar söylemiş oluyor.
Konusu; Kıskançlık, ihanet ve intikamların görüldüğü bir aile faciası
Kısaca özetlemek gerekirse;
Zengin bir tüccarın kızı olan Zehra, küçük yaşta annesini kaybedip annesiz büyüdüğü için; çabuk sinirlenmek, aşırı kıskançlık yapmak gibi özellikleri vardır. Evlenme çağına gelen Zehra’yı babası yanında çalışan katip Suphi ile evlendirir.
Suphi’yi herkesten kıskanan Zehra, kocasının yanında çalıştırdığı güzel cariye Hüsnücemal’e ilgi duymasına sebep olur. Zehra cariyeyi evden kovar. Suphi aslında karısını sevmektedir, ama karısının çekilmez davranışlarından dolayı Zehra ile boşanır ve cariye Hüsnücemal ile evlenir.
Zehra kocasından ve cariyeden intikam almak için çok çekici ve becerikli olan Rum kızı Üryani’yi Suphi’ye musallat eder. Ürani hem Zehra'yı hem de hüsnücemal'i unutturur. Gözü üryani'den başka hiçbir şeyi görmeyen Suphi her şeyini harcar ve iflas eder. Bu arada Suphi’nin karısı Hüsnücemal çocuğunu düşürmüş ve intihar etmiştir.
İşsiz ve parasız kalmış olan Suphi sokak serserisi haline gelmiştir. Tulumbacılık(bir nevi itfaiye) için müracaat eder. Suphi’nin hala aklı Rum yosma Üryani’ dedir. Üryani’yi bir gün başka erkekle yakalayınca her ikisini de öldürür. Suçu ispatlanamadığı için idam edilmez ama sürgüne gönderilir.
Zehra, Suphi kendisini terk edince Muhsin’le evlenmiş, onun ticarethanesinin başına geçmiştir. Sırf inat için evlendiği Muhsin'den bir erkek çocuk dünyaya gelmiş ancak 2 ay sonra ölmüştür. Muhsin hastalanır ölür. Kendi kıskançlıklarından
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
İnsan psikolojisinin derinliklerine inen bu kitapta 3 hikaye var. En çok görünmeyen koleksiyon hoşuma gitti. Genel anlamda güzeldi ancak 3 konu olduğu için sanırım çok kısa geldi.
1) ay ışığı sokağı; bir gezginin trenini kaçırmasıyla Fransa'da denizcilerin uğrak yeri olan bir liman kentinde kaldığını görüyoruz. Sokaklarda dolaşırken Almanca -anadilinde duyduğu- şarkı söyleyen bir kadın sesini duyar ve bu kadını bir batakhanede bulur. Kadınla muhabbet ederler ve gezginciye yanaşmaya çalışır. (Kadın evlidir ancak kocası cimri olduğu için çok kez bırakıp gitmiştir. Adam arayıp bularak onu affetmesini istemiştir. Kadın kocasının hâlâ aynı olduğunu fark edip kararından vazgeçmemiştir.Tüm bu yaşattıkları kocasını ezik duruma düşürmek içindir.) Adam bir gün karısının yanından kaçarak bu gezgine olanları anlatır ve olaylar bu şekilde gelişir.
2) mürebbiye; iki küçük kız bakıcılarının son günlerde kötü olduğunu fark ederler ve araştırmaya başlarlar. Bakıcı odasında bir adamla ağlayarak konuşuyor ve hamile olduğunu söylüyor. Adam ise evi terk edip gidiyor. Anne ve babaları aralarında konuşurlarken kötü bir şeyler olduğunu seziyorlar. Anneleri bakıcıları ile sert bir şekilde konuşur ve her şeyi bildiğini söyler. Bir akşam mürebbiyeleri iyi geceler demek için odaya girer ve kızlar o gecenin son gece olduğunu hissederler. Bu aslında bir vedadır ve annelerine de büyük bir tavır almışlardır. Artık büyüklerin hep yalan söylediğini akıllarına kazımışlardır.
3) görünmeyen koleksiyon; bir antikacının müşteri listesinde adını görüp merak ettiği yaşlı bir koleksiyoneri ziyaret etmesiyle olaylar başlar. Adam savaşta gözlerini kaybetmiştir, ona zevk veren tek şey ise sanat ve siyasi tarihle harmanlandığı koleksiyonudur. (Ancak kızı maddi geçimsizlik nedeniyle eserlerden bazılarını satmak