Kitapsever

Kitapsever
@Kitapseverr38
62 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·213 syf.·
2024 4. kitabı
Yazarın ölümü üzerine tamamlanamayan bir eserdir ve ona rağmen harika bir iş çıkarmış. Ben çok beğendim bir an bile sıkılmadım okurken. Vassaf Bey romanı 1930 lar Ankara'sında geçiyor. 23 yaşında , çalışmayan ve tek hayali evlenebilmek olan Perihan'ın ailesi yakın arkadaşları ve komşuları Vassaf Bey bu romanın kahramanları... Perihan güzelce bir kızdır. Çevresinin ona önerdiği kısmetleri ya o reddetmiş ya da bir çok aksilik olmuş bir türlü tanışamamıştır adaylarla. Bir gün en yakın arkadaşı Behice'ye mahalle komşuları 70 li yaşlardaki Vassaf Bey ile evlenmek istediğini söyler, arkadaşı 'olacak iş değil bu babandan da büyük' dese de dinlemez Behice'yi ve üstü kapalı bir şekilde bu talebini Vassaf Bey e de söyler parkta karşılaştıkları bir gün... Doğal olarak kabul etmez yaşlı adam bu tuhaf teklifi . Perihan ilk başlarda üzülür, kırılır reddedildiği için kızar ama zaman geçtikçe yavaş yavaş unutur bu olayı, kısa bir süre sonra ölüm haber, gelir yaşlı adamın... Kimsesiz, tek başına evinde ölmüştür. Artık ablasının düğününde tanışıp dans ettiği doktorla evlilik hayali kurmaktadır Perihan... Düğünün hemen ertesinde temiz yüzlü bir genç gelir kapıya. Elinde mektup ve bir sandık ile. Vassaf bey; Perihan'a anne yadigarı yüzükleri ve bir duvak bırakmıştır sandığın içinde.. Mektupta da ' bu gence sahip çıkınız ' yazmaktadır.. Behice Vassaf beyin asıl demek istediğinin bu olmadığını söyler Perihan' a. Perihan'ın aklı büsbütün karışmıştır. Kimdir, nedir bu delikanlı, hem doktor da aramamıştır onu.... Romanın benim açımdan dikkat çeken en önemli yönü 1930 larda yapılan yemekli içkili düğünler , giyilen kıyafetler, kadın erkek ilişkilerinin doğallığı, yakınlığı, rahatlıkla dans edilmesi, babaların kızlarının okuması ve çalışması yönünde verdiği destek , kızların evlenecekleri
Vassaf BeyMemduh Şevket Esendal · Kapra Yayıncılık · 2023525 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·237 syf.·
2024 3. kitabı
Mehmet Şevket'in 3'üncü romanıdır. Bana pek hitap etmedi. Memduh Şevket’in 1925’te Meslek gazetesinde tefrika edilmeye başlanan Miras romanı, Silahtar Ali Paşa ve ailesini ele alan bir yozlaşma, çürüme ve dağılmanın hikâyesidir. Romanda II. Meşrutiyet dönemi öncesinin siyasi gerilimleriyle aile bireyleri arasındaki çatışmalar, menfaat arayışları ve ahlaki yozlaşma iç içe verilmiş, böylelikle toplumsal ve bireysel dönüşümlerin girift yansımaları üzerine düşünme imkânı ortaya çıkmıştır. Değişen yaşam biçimleriyle ortaya çıkan karşıtlıkları gözlem gücüyle birleştiren Esendal, Miras’ta kurduğu atmosferle edebiyatımızın en temel izleklerinden olan mekânın ve ailenin dağılışını bir kez daha gözler önüne seriyor. Miras, bizde henüz hiçbir numunesi görülmemiş bir romandır. İçinde memleketin gözlerden ve hafızalardan büsbütün silinmekte olan eski hayatı çok kuvvetli ve bilhassa canlı tablolar hâlinde tespit edilmiştir.
MirasMemduh Şevket Esendal · Kapra Yayıncılık · 2022298 okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2024 2. kitabı
Oldukça akıcı, anlaşılır ve merak edici bir eserdi tavsiye ederim. Doğuştan saf olan Satırzade Şöhret Bey alafrangalığa özenir. Madam Potiş isminde ahlak bakımından düşkün bir kadına rastlar. Onunla birkaç gün daha yaşayabilmek için annesinin küpelerini çalıp satar ve metresiyle bir lokantada yemek yemeye giderken yanlarına modaya uygun olmak için bir de köpek alırlar. Köpek, başlarına türlü bela getirir. Sokakta öteki sokak köpekleri bunlara hücum eder, iki sarhoş Ermeni külhanbeyi kendi şiveleriyle bunun hakkında iddiaya girişip kavgaya başlarlar. Gittikleri lokantayı köpek altüst eder. Şöhret Bey cebindeki bütün para ile bu ziyanı ödemek mecburiyetinde kalır. Madam Potiş’i de eski tanıdığı bir serseri götürür. Geceleyin Madam Potiş’in kiracı olduğu eve gidip onu arayan Şöhret’in başına bir çuval kömür tozu dökerler. Bu halde dolaşır ken arkadaşı Maşuk Bey’e rastlayarak onun evindeki eğlenceye gider. Orada da şıklık ve alafrangalık merakını gülünç bir şekilde dışarı vuracak hareketlerde, münakaşalarda bulunur; Fransızca uydurma manzumeler okur, kan zayıflığının sülükle tedavisi hakkında uydurma nazariyelerden dem vurur. Anlattığı saçmalıklardan sonra kapı dışarı edilirken arkadaşlarının bazı kıymetli eşyalarıyla paralarını da alır. Bir iki gün sonra da Tepebaşı bahçesinde gene gülünç bazı sahnelerden sonra polisin eline düşer.
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Yayınları · 20195,9bin okunma
Puan vermedi·72 syf.·
2024 1. kitabı
Döneme ait Osmanlı'yla ilgili birçok noktadan bahsediliyor. Özellikle yeniçeri, bahşişler, maaşlar... Kısa ve sürükleyici bir eser doğrusu beğendim. Hikâye, üç akşamcı arkadaşın gidecekleri helva sohbeti öncesinde bir Yahudi meyhanesine akşamlamak için oturmasıyla başlıyor. Ardından, içlerinden birisi meze almak için bakkala gidiyor. Uzun bir süre geçmesine rağmen gelmeyince, bir diğeri de meraklanarak ona bakmak için masadan kalkıyor. Masada kalan Behram Ağa, giden her iki arkadaşının dönmemesi üzerine sözgelimi ekildiğini anlıyor. O dönemde arkadaşlar arasında yaygın olan “oyun etmek” isimli şakaya kurban gittiğini düşünüyor. Arkadaşlarına daha büyük bir şaka yaparak karşılık vermeyi kafasında tasarlayarak, meyhaneden ayrılıp helva sohbeti düzenleyen esnafın evine doğru yola koyuluyor. Yolda yorulan, rakının ve havanın kararmasının etkisiyle gideceği semti karıştıran Behram Ağa, dinlenmek için yaslandığı kapının açılmasıyla kendisini büyük olaylara tanıklık edeceği bir evin içerisinde buluyor. Behram Ağa’yı zorla misafir eden ev sahibi Dilber Leyla, belalısı Yeniçeri Zorlu Mustafa’nın gelmesiyle onu dolaba kapatıyor. Behram Ağa dolaptan nasıl çıkacağını kara kara düşünürken de, Leyla’nın kocası Paşalı Ahmet Ağa’nın da kapıya dayanmasıyla olaylar iyice karışıyor… Sonunda paşalı Ahmet Zorlu Mustafa'yı ve Dilber Leyla'yı öldürüyor. Behram ağa da yakalanınca her şeyi anlatıp, kendisinin yanlışlıkla bu eve düştüğünü ve ispatlamak istediğini anlatıp bu beladan kurtuluyor.
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,617 okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2023 32. kitabı
Haffaflar Çarşısı'nın ortasında bir meydan var. Bu meydan malul hayvanların düşkünler yurdudur. Kanadı, bacağı kırık leylekler, bunamış kargalar halkın sadakasıyla yaşarlar diye bahsettiği Gurabahane-i Laklakan, belediyenin aldığı sivil mimari örneği bir binada, yeniden gün yüzüne çıkarılacak. Ahmet Haşim içerikten çok üsluba önem verdiğini bu eserinden görmüş oldum. Sanki yazarın tek kaygısı üslupmuş gibi hissettim. Kitap içerisinde 30 deneme yer alan yaklaşık yüz yıl önce yazılmış bir eser. Okuması kolay olmayan bir kitap. Her ne kadar sayfa altlarında verilen açıklamalarla metin anlaşılır hale getirilmeye çalışılmışsa da ilerleyen sayfalarda tekrar aynı kelime ve cümle gruplarını görmek tekrardan neydi bunun anlamı dememize sebep oluyor. Denemelerin büyük çoğunluğu aynı düzeyde en sevdiğim şu diyebileceğim bir ölçekte denemeye rastlayamadım kitaba ismini veren deneme de dahil. Ama buna rağmen satır aralarında o dönemden bu döneme ışık tutabilecek ve felsefi anlamda insanı düşündürecek ve evet çok haklısın dedirtecek cümle birikimleri de mevcut. Kitabı okuduğunuz da edebiyattan mimariye, heykelden biyolojiye, sinemadan soytarılığa kadar birçok sanat dalından bir şeyler bulacaksınız. Ahmet Haşim bazen eleştirmiş bazen övmüş.
Gurebahane-i LaklakanAhmet Haşim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20212,020 okunma