Şöyle bir canım sıkıldı mı alıyorum elime bir Hüseyin Rahmi unutuyorum her şeyi. Hayatın içinden basit bir olayı güldürü unsurları ile süslüyor. Dönemine göre zaten dili de sade ama iyi bir yayının düzeltmeleri ile damakta şekerli bir tat bırakıyor Hüseyin Rahmicim. Şık ilk kitabıymis o bakımdan biraz acemelikleri var ama üslubunun oturmaya başladığı da belli. Öyle ki Ahmet Mithat Şık'ı okuduğunda Hüseyin Rahmi gibi genç bir çocuğun dili böyle ustaca kullanmasına epey şaşırmış ve kitabı onun yazmadığını düşünmüş. Yazar da bu duruma pek içerlemiş. Hani diyorsanız Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur havasında vakit geçireyim o zaman bir Hüseyin Rahmi kitabı alıp keyfinize bakın derim.
Hüseyin Rahmi Gürpınar batılılaşma hevesindeki bir Türk gencini ilk romanı olan Şık kitabında merak duygusunu uyandıracak şekilde anlatmış. Kitabı okurken de gülmemek elde değil. Son sözü ekleyen Ahmet Mithat Efendi gibi tanrı gençlerimizi bu yoldaki belalardan uzak tutsun ve korusun! Amin...
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Yayınları · 20195,9bin okunma
Batılışmaya özenip Alafrangalık yolunda yürüyen Şöhret Bey'in acı ve hüzünlü hikayesi..
İnsan özendiği kadar yaralanıyor hayatta demek istiyorum.
Kitap fena değildi, Hüseyin Rahmi iyi bir yazarımız. Okumanızı öneririm.
Sağlık ve ilim ile kalın inşallah.
Leyl
Hüseyin Rahmi, yaşadığı dönemi başarılı bir şekilde eserlerine yansıtan bunu yaparken nükteli ve şık bir Türkçe ile yapan Tür k edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Şık ise okunması gereken yanlış batılılaşma konusunun işlendiği nadide bir eserdir...
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Yayınları · 20195,9bin okunma
Hüseyin Rahmi Gürpınar dönemi baz alındığında en beğendiğim yazarlardan biri. Şık kendisinin yazdığı ilk romanı. Ahmet Mithat Efendi tarafından beğenilince ilk olarak gazetede yayınlanmış. İlk romanı olmasına rağmen gayet başarılı olmuş. Şık batılılaşma hevesinde bir gencin başından geçenleri anlattığı romandır. Çoğu eserinde batılılaşmayı eleştiren bir yazardır. Baş karakter Şöhret Bey gibi kişilerin hala aramızda yaşadığını söyler. Onlar heves uğruna herşeyi yapabilecek durumdadırlar. Sanırım Hüseyin Rahmi Gürpınar Fransızca yı iyi bilip sevmeyenlerden biri. Daha doğrusu batılılaşmayı sevmeyen biri. 40 a yakın romanı var Gürpınar ın. Bir mani olmazsa hepsini okumayı düşünüyorum...
Harika bir kitap. Yalınlığı, esprili yaklaşımı, ana fikri, samimiyeti, özetle pek çok açıdan çok beğendim ve çok haklı buldum. Günümüzde de geçerliliğini koruyan bir sorun ustaca ele alınmış.
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Yayınları · 20195,9bin okunma
Şık
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın ilk Romanı. Ahmed Mithad Efendi'nin çıkardığı Tercuman-ı Hakikat Gazetesinde nesredilmistir. Kitap, ozellikle 1900 lü yıllardaki batı hayaranliginin insanımizi ne denli gülünç duruma düşürdüğünün resmi gibidir. Hüseyin Rahmi Gürpınar yaşadığı dönemin insan manzaralarını en iyi yansıtan yazarlardandır. Cehaletin ve alafrangalığın insanı ne hale getirdiğini, eleştirel bir dille ve mizahla bu kitabinda resmetmektedir.
Kitabın Bazı yerlerinin oldukça komik olduğunu soylemeliyim. Çok akıcı bir dil ve üslup kullanılmış.
Şık kitabını okumanızı tavsiye ederim. Diğer kitaplarını da okumaya şimdiden niyetlendim.
Başlangıç olarak 10 ve 11. sınıf seviyesi için uygun olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar.
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Yayınları · 20195,9bin okunma
Şık Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın çocuk denilecek bir yaşta yazdığı ilk eseridir,fakat buna rağmen oldukça başarılıdır hatta Ahmet Mithat Efendi bunu okuduğunda o yaşta bir çocuk tarafından yazılabileceğine inanmayıp Hüseyin Rahmi ile görüşmek istemiştir.Romanda o dönem eserlerinde sıklıkla rastlanan alafranga züppe tipi üzerinde durulmuştur,Madam Potiş adlı düşkün bir kadının kurnazlığıyla şöhret beyi ne kadar komik hallere düşürdüğü romanın başlıca konusudur.Keyifli ve okunmaya değer bir roman olduğunu düşünüyorum.
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Yayınları · 20195,9bin okunma
Oldukça akıcı, anlaşılır ve merak edici bir eserdi tavsiye ederim.
Doğuştan saf olan Satırzade Şöhret Bey alafrangalığa özenir. Madam Potiş isminde ahlak bakımından düşkün bir kadına rastlar. Onunla birkaç gün daha yaşayabilmek için annesinin küpelerini çalıp satar ve metresiyle bir lokantada yemek yemeye giderken yanlarına modaya uygun olmak için bir de köpek alırlar.
Köpek, başlarına türlü bela getirir. Sokakta öteki sokak köpekleri bunlara hücum eder, iki sarhoş Ermeni külhanbeyi kendi şiveleriyle bunun hakkında iddiaya girişip kavgaya başlarlar. Gittikleri lokantayı köpek altüst eder. Şöhret Bey cebindeki bütün para ile bu ziyanı ödemek mecburiyetinde kalır.
Madam Potiş’i de eski tanıdığı bir serseri götürür. Geceleyin Madam Potiş’in kiracı olduğu eve gidip onu arayan Şöhret’in başına bir çuval kömür tozu dökerler. Bu halde dolaşır ken arkadaşı Maşuk Bey’e rastlayarak onun evindeki eğlenceye gider. Orada da şıklık ve alafrangalık merakını gülünç bir şekilde dışarı vuracak hareketlerde, münakaşalarda bulunur; Fransızca uydurma manzumeler okur, kan zayıflığının sülükle tedavisi hakkında uydurma nazariyelerden dem vurur.
Anlattığı saçmalıklardan sonra kapı dışarı edilirken arkadaşlarının bazı kıymetli eşyalarıyla paralarını da alır. Bir iki gün sonra da Tepebaşı bahçesinde gene gülünç bazı sahnelerden sonra polisin eline düşer.
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Yayınları · 20195,9bin okunma
Hüseyin Rahmi Gürpınar 'ın kitabı Şık'ın yayınlandığı dönemde (1889) Osmanlı İmparatorluğu, II. Abdülhamid'in sıkı sansür politikalarıyla yönetiliyor. İlginçtir ki, Hüseyin Rahmi Gürpınar da bu
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_R...