Hüseyin Rahmi'nin ilk romanı ve 10/10 kesinlikle. eski kelimeler çok olsa da alışkın olduğum için zorlanmadım belki daha türkçeleşmiş hali vardır başka yayınevlerinde. toy Hüseyin Rahmi ilk sayfalarını hızlıca okulda yazmış ardından bittiğinde Ahmet Mithat Efendi'ye göndermiş Ahmet Mithat yazarın kendisi olduğuna inanmayıp yardım alıp almadığını sormuştur çünkü toy birinin yazabileceği türden bir esere benzmiyordu sonra ona inanır ve Hüseyin Rahmi 30 sene sonra tekrar yazmaya başlar Şık'ı ama çocukluğundaki izler silinmesin diye abartıya da kaçmaz. Şık okuduğum en iyi kitaplardan biri diyebilirim batıya özenen gösteriş meraklısı saf Şöhret Bey ve aynı onun gibi olan ama kurnaz Metresi Pötiş ve zavallı sokak köpeği Drol'un öyküsü. çok spoiler vermek istemiyorum 10/10 desem kafi.
Yazarımızın ilk eseri olan kitabımız çokça eski kelimelerden oluşmakta sadelestirilerek yazılmak yerine parantez içinde anlamları verilerek güncellenmiştir.
Konu olarak Avrupai olmayı sadece giyim kuşamla yaşadığını sanan şöhret adlı kahramanimizin üzerinden yarı komik yarı düşündürücü bi sekilde dile getiren batılaşırken komik hallere düşen yanlış batilasmayi ele alan eleştirel bir dille farklı siniflardaki toplumun yasayislarini gözler önüne seren geçtiğini dönemin özetini sunan bı eser olmuş okurken çokça gulumsediginiz güzel bir eserdi
Edebiyatta ilklerin hemen hemen hepsini okumuşumdur. Bu kitabıda severek okudum. Bana bugünün farklı bir versiyonu gibi geldi. Okunması gereken bir eser bence.
H. Rahmi'nin ilk eseriymiş, dönemin insan manzaraları bu kitabında da usta tarafından mizahi dille resmedilmiş. Bu kitaptaki Şöhret bey'in kendini diğerlerinden farklı göstermek uğruna giriştiği olaylara ve bu özentisinin yarattiğı saftiriklik sayesinde düştüğü dümenlere çok güldüm.Bu kitapta en çok gariban sokak köpeği Drol'a üzüldüm...
H. Rahminin yaşadığı dönemde Avrupa'nın;özellikle kapitülasyonlar nedeniyle Fransa'nın Osmanlı toplumunda etkisi fazlaydı. Doğu- Batı hayatının çok farklı olması - özellikle kültürel farklılıklar-nedeniyle halkın bir kısmı batının toplumumuza uymayan yönlerini -çünkü o dönemki avrupa'nın genel resmine ülkemizin genel resmine bakarsanız neden uymayan dediğimi anlarsınız H.rahmi'de bunu, korse olayıyla anlatmaya çalışmış-kendine empoze etti ya da empoze etmeye çalıştı ama olmadı. H. Rahmi'nin eserlerinde-şuana kadar okuduğum eserlerinde- hep bundan yakınmış....
Öncelikle konusu ve konuyu işleyişi zamanının şartlarına kıyasla çok güzel olmuş. Yanlış anlaşılan ve neredeyse yaptıkları her iş, her hareket, her söylemin doğru olduğu düşüncesinin hakim olduğu bir batılılaşma sevdasının anlatıldığı ve bu sevdanın insanı düşürdüğü durumların trajikomik bir anlatımla okuyucuya anlatıldığı, yer yer güldüren, sonunda da bu gülünç duruma düşen memleketim insanın haline hüzünlendiren bir yapıt. Keşke finali daha güzel olabilseydi. (Yani bir final olabilseydi desek daha uygun olacak!)
"Şık" adlı eser, sıradan bir kişiliği oldukça sıradan bir dille ele alan Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın eserlerinden biridir. Ancak, bu basit anlatımın arkasında gizlenen derin anlamlar ve verilmek istenen dersler, kitabı sadece bir eğlence aracı olmaktan çıkarıp düşündürücü bir okuma haline getirir.
Hüseyin Rahmi GÜRPINAR'ın okuduğum ilk kitabı olup kuvvetle ihitmal devamı da gelecek. İnsan işten eve yorgun gelince, yemekten sonra şöyle uzanıp komedi tarzı bir film ya da eğlence türü bir proğram izlemek ister ve acaba ne izlesem diye düşünür ya. İşte böyle zamanlarda yorgunluğunuzu alacak, kafanızı dağıtacak arada gülümsetecek bir tarzı var yazarın. Kitabın önsüzünde yazar "Şık" isimli eseri 17 yaşında kaleme aldığını ifade ediyor. Yazar, önsözde bunun ilk eseri olduğunu, yaşını, tecrübesizliğini belirterek bu hususların gözönünde tutularak okunmasını diliyor. Ben de kendi adıma, kitabı okurken bu hususları dikkate alarak okudum ve söz konusu verileri göz önünde bulundurulurunca oldukça başarılı buldum eseri. Sizi yer yer gülümsetecek bu eseri okumanızı tavsiye ederim ancak olayın kahramanlarının yaşam tarzları nedeniyle biraz daha lise üstü yaşlara hitap ettiğini belirtmek isterim.
Hüseyin Rahmi Gürpınar 'ın kitabı Şık'ın yayınlandığı dönemde (1889) Osmanlı İmparatorluğu, II. Abdülhamid'in sıkı sansür politikalarıyla yönetiliyor. İlginçtir ki, Hüseyin Rahmi Gürpınar da bu
Zihninden dedi ki: “Nereye gideceğimi düşünmek de bir cinnet değil midir?”
Diyor kitabında Hüseyin Rahmi GürpınarŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar ilk eseridir.
Ahmet Mithat Efendi’nin Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın bu eserinde önemli katkısı vardır bu eserinde de bu konuya da önsözde değinilmektedir.
Başkahramanı Şöhret Bey, Batılılaşmayı sadece kılık kıyafete indirgemiş, yüzeysel bir “şık” olmaya çalışırken hem komik hem de trajik durumlara düşmektedir.
Bolca maceralı bir okuma serüveni okuyucuları beklemektedir.
Dil bakımından roman dönemin Osmanlı Türkçesiyle yazılmış olan eser Günümüz Türkçesi ile derlenmiştir.
Çok severek okudum. Herkese naçizane tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Derlemesi için Mehmet Tekin'e teşekkürler.
Hüseyin Rahmi Gürpınar , ilk romanı Şık’ın 1889’da yayımlandığını, aradan geçen otuz yılın ardından 1919’da ikinci kez basıldığını, o günleri gülümseyerek, biraz da içten bir duyguyla kitabın giriş bölümünde
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_R...