"Şık" romanı, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kaleminden çıkan ve 19. yüzyıl sonu İstanbul'unda alafranga özentisi içinde olan Şöhret Bey karakteri üzerinden dönemin toplumsal eleştirisini mizahi bir dille sunan önemli bir eserdir.
Roman, züppe ve gösteriş düşkünü bir genç olan Şöhret Bey'in, Batı hayranlığı sonucu düştüğü gülünç ve trajikomik durumları anlatır. Şöhret Bey, soylu ve zengin olmadığı halde, Batılı gibi yaşama hevesiyle kendini "Şatırzade" unvanıyla tanıtır. Modayı abartılı bir şekilde takip eder, kadınsı davranışlar sergiler, makyaj yapar ve süse düşkündür. Ancak yüzeysel bilgisizliği ve görgüsüzlüğü onu sürekli komik durumlara düşürür. Roman boyunca Şöhret Bey'in Madam Potiş gibi ahlaki açıdan sorunlu kişilerle olan ilişkileri ve başına gelen talihsiz olaylar mizahi bir üslupla aktarılır.
"Şık", yanlış Batılılaşma temasını işleyen önemli bir romandır. Gürpınar, Şöhret Bey karakteri üzerinden, dönemin Türk toplumunda görülen Batı hayranlığını, taklitçiliği ve yüzeysel modernleşme çabalarını eleştirir. Yazar, Batı kültürünü özümsemeden sadece dış görünüşe önem veren, içi boş "şık" tiplerini ironik bir dille gözler önüne serer.
Şöhret Bey, Türk edebiyatının ilk hovarda tiplerinden biridir. Gürpınar, bu karakteri abartılı özellikleri ve komik davranışlarıyla canlı bir şekilde resmeder. Okuyucu hem Şöhret Bey'in hallerine güler hem de onun içinde bulunduğu durumun acınası yönünü fark eder. Romandaki diğer karakterler de dönemin toplumsal yapısını yansıtan başarılı tiplemelerdir.
Hüseyin Rahmi Gürpınar, "Şık" romanında sade, akıcı ve konuşma diline yakın bir üslup kullanır. Mizahi unsurlar ve ironik anlatım, romanın okunurluğunu artırır. Yazar, olayları anlatırken okuyucuyla samimi bir bağ kurar ve onlara dönemin İstanbul hayatına dair canlı bir tablo