“ Sağır işitmez sözi gece sanur gündüzi. Kördür münkirun gözü alem münevver ise,” yani kişiselırken nasıl ki sözlerini işitmiyorsa, kulağı/gönlü hakikate/nasihate kapalı olan kimselerin hakikati/nasihati duyma, anlama, öğrenme imkanı yoktur.
Hakikatlerin görülmesi, boyaların dökülmesi için devam edelim. Çünkü hakikat gerçekliğin aynadan yansıyan resmidir. 
Hani çoğunuzun Mevlana’ya ait olduğunu zannettiği, “Gel, gel, ne olursan ol yine gel” le başlayan, “İster kafir ister Mecusi ister puta tapan ol yine gel. bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. 100 kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…” le devam eden rubai aslında Horasanlı ünlü sufi Ebu Said-i Ebu’l-Hayr’a ait.
“ Cezayı değil de dilini konuşamamyı gururuna yediremeyen Naci bey sonrasında olayı gazeteleri duyuruyor.”
Haksızlığa karşı boyun eğmiyor, kendi ülkesinde Türkçe konuşma hakkının mücadelesini veriyor. Mücadelesiz başarılı olmayacağını o dönemin insanları bizden daha iyi biliyor.