Çok az kişiye açtım kapılarımı. Kurumsal hayat tam da istediğim yaşam biçimini sundu bana. Birileriyle tanış ama samimi olma.
Herkesin yüzüne gül ama kimseyle yakın olma. Anlatanların özel hayatım dinle ama kimseye kendinle ilgili hiçbir şey anlatma. Kimse seni tanımıyor Meltem, istediğine isteğini söyleyebilirsin ama yine de riske girme. Biri sinirini bozarsa eğer, onun ipini çek ve devam et. Karakterim buna meyyal miydi bilmiyorum, belki de yaşadıklarım beni öyle biri yaptı. Neyse ne, bütün bunlar işime yaradı. Kolay yükseldim kariyerimde.
Sınırsız ve kuralsızdım. Sınırı olmadığında çok uzağa gidebileceğini düşünüyor insan. Bilmiyorum belki de bu, ailen olup da sınırsız olduğun durumlarda geçerlidir. Hem ailen hem sınırın yoksa, uzakların bir anlamı yok; çünkü kalkıp gitme isteğin olmuyor. Zaten her şeye, bütün dünyaya uzaksın, daha nereye gideceksin?
Dünyanın öbür ucuna da gitsen haber vermeyince evladının senden haberi olmuyor demek ki. Evlat bilmiyor seni... Ana babanın evladını aradığı gibi, evlat aramıyor seni, iki kere iki!
İnsan muhabbet istiyor muhabbet. Ama konuşacak kimse yok. Kendi kendine konuşur insan yalnızlıktan. Bir fark ettim kendimde, esneyince "Ay esnedim" diyorum. Tuvaletim geliyor, sesli sesli "Dur bir tuvalete gideyim" diyorum. "Ay bacaklarım, bacaklarım" diyorum, merdiven inip çıkınca. Kendi kendime sesleniyorum, "Selimeee Selimeee" diye.