Dünyanın öbür ucuna da gitsen haber vermeyince evladının senden haberi olmuyor demek ki. Evlat bilmiyor seni... Ana babanın evladını aradığı gibi, evlat aramıyor seni, iki kere iki!
İnsan muhabbet istiyor muhabbet. Ama konuşacak kimse yok. Kendi kendine konuşur insan yalnızlıktan. Bir fark ettim kendimde, esneyince "Ay esnedim" diyorum. Tuvaletim geliyor, sesli sesli "Dur bir tuvalete gideyim" diyorum. "Ay bacaklarım, bacaklarım" diyorum, merdiven inip çıkınca. Kendi kendime sesleniyorum, "Selimeee Selimeee" diye.
Yalnız kalınca insanın avlusu gibi, kapı önü gibi oluyor o televizyon; oğlun, kızın, eşin, dostun, komşun, gelinin, torunun, her şeyin. Hepsinin yerine konmuş bir kara kutu, salona oturtmuşlar, konuşup duruyor. Yalnız olanlar bilir, evladımız gibi bir şey televizyon bizim. O anlatıyor sen dinliyorsun. Bazen insan düşünüyor: Keşke nefes alsa, nefesini de duysan. Evde bir ses oluyor doğru ama bir de nefes olsa ne güzel olur. Sen de ona iki çift laf etsen, o sana cevap verse, tadından yenmez. Deli diyeceksin ama e, öyle... Ben de öyle dedim önce.