İtikatsız, zannediyor ki çocuk anne baba isteyince oluyor; Allah isterse verir, istemezse vermez.
İşte o kadar. İstenmeyen insan yok dünyada, herkes istenmiş.
Kimin nasibinde hangi bebek varsa o geliyor, kimin nasibinde hangi ana baba varsa o...
Yetmiş iki sene yaşa yınca biliyorsun her bir naneyi. Görmediğin insan kalmıyor.
Her çeşit insanla tanış oluyorsun. Bunun da bir derdi var, belli. Sorsan "Ne derdin var?" diye, "yok bir şeyim" der. Heee, ben de inandım. Hakikat derdi olan, "yok" der, derdi olmayan dert uydurur zaten.
Millet öyle yapıyor, kefenlik falan alıp koyuyor kenara, ölmüşsün, daha ne gam? Yaşarken kimse koşmadı hizmetimize, ölünce bari azıcık hizmet etsinler. Onu da başkaları alıversin, onlar düşünsün.
Bir yalanı ne kadar çok kişiye, ne kadar sık anlatırsan o kadar kolay gerçeğe dönüşüyordu. Benim hayatım da işte böyle ince ince yalanlarla örülmüş gerçeklerle doluydu.