İnsanın ruh sağlığını koruyan iki sihirli güç: Unutmak ve alışmak. Peki ya hiç unutamasaydınız?
Kitap, Esme’den başlayan ve kuşaktan kuşağa daha da ağırlaşan kadınlık hikayelerini merkezine alırken, toplumsal yaralara da ince dokunuşlar yapıyor.
Yazarın tercih ettiği, bazen bir sayfa süren yüklemsiz cümleler okuma sürecini bir miktar ağırlaştırsa da, bu durum olayların sarsıcılığını başarılı bir şekilde yansıtıyor.
Zaman geçişleri ve yoğun betimlemeler dikkatli bir okuma gerektirse de, dilin akıcılığı ve kurgunun sürükleyiciliği eseri bir solukta bitirmenizi sağlıyor. Empati kurmanın hem çok kolay hem de çok can yakıcı olduğu bir başyapıt.
Detaylı betimlemelerden hoşlanmayanları biraz zorlayabilir ama benim için elden bırakması imkansız, son derece akıcı ve sarsıcı bir deneyimdi. Şehnaz’ın aşkı mı? Gerçekten evlerden ırak!
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı unvanını taşıyan Mehmet Rauf’un kült eseri Eylül ile geldim.
Eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz, elinizde sürekli akan maceralı bir olay örgüsü olmadığını bilmelisiniz. Karşınızda bir olay romanı değil, bir tahlil romanı var. Psikolojik derinliği olan kitapları seviyorsanız, ne demek istediğimi zaten hemen anlayacaksınız.
Mehmet Rauf, karakterlerin iç dünyasını, gelgitlerini ve vicdan azaplarını o kadar kuvvetli işlemiş ki; onları sadece okumuyor, adeta hissediyorsunuz.
Edebiyat tarihimize damga vuran bu hüzünlü klasiği, sabırlı ve derin okumaları seven herkese tavsiye ederim.