Oysa kara görünmüştü...
Çok uzakta değildi.
Sanki kulaç atsam oradaydım, kıyıda.
Sanki tamamdı her şey, güneş tepede, rüzgar bizden yana...
Ama fırtına beklemez Körfez’e girmeni.
Olsun. Kaç kez ulaştı bu yorgun gemi o kıyıya.
Yelkeni yırtık olsa da kaptanı bırakmaz dümeni...
İnsanlar değil, edindikleri nesneler ve o nesnelerin ederleri hayatlarını çiziyordu. İstanbul yalnızların değil, artık ruhu yapayalnızların şehriydi...
Kadınlar bir Çınara yaslanıp yaşlanmak ister,
Adamlar ise Papatyaya sarılıp uslanmak.
Adam Kadına Çınar,
Kadın adama Papatya olduğu sürece,
Ne Papatya incinir,
Ne de Çınar devrilir..