Kürt edebiyatının usta ismi Mehmed Uzun , bir aşk adamıdır. Yazarımız, kaleme aldığı Yitik Bir Aşkın Gölgesinde ‘de, ülkesinden sürgün edilen Vanlı Memduh Selim Bey’in mücadelelerle dolu trajik ömrünü bütün incelikleriyle anlatır ve her şeyi o kadar yalın yazar ki, insanı bu yalın dille öylesine bir büyüler ki, insan bu büyünün içinde döner durur. Böylesine yalın bir dille yazabilmek ancak büyük ustalarımızın işidir
Kaderi yenilgiler, yetimler ve geçim sıkıntılarıyla örülen Kürt aydını Memduh Selim bey, onulmaz çifte bir aşk arasında seçim yapmak zorundadır: Sevdiği kadına olan aşkı mı, ülkesi için savaşmak aşkı mı ?
Peki sizce aydınımız ne yapmış olabilir? Ya da böyle bir ikilemeyle siz karşı karşıya kalsaydınız neyi seçerdiniz, ne yapardınız? İşte bu sorunun cevabı için bu kitabı okuyun! :)
Kitabımızda bir yandan birbirine hiç benzemeyen iki yaşamın, bir yandan da bir o kadar birbirine benzeyen iki kaderin hikayesi anlatılıyor. Baz ile Kevok' un hikayesi... İki dost, iki düşmanın hikayesi... Korkunun ve umudun hikayesi... Siyah ve beyazın hikayesi... Ve en çok da aşkın hikayesi: yaşama aşık, özgürlüğe aşık, sevmeye aşık insanların hikayesi...
Aslında Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık (Cep Boy) , bir aşk hikayesi gibi görünse de öyle değil. Eserimiz, "insanı biçimlendiren kişinin duygu ve düşünceleri değil, yaşadığı ortam, büyüdüğü toplumdur." diyor.
Bir insan, katil,isyancı yahut oruspu olarak doğmaz. İnsanı katil, isyancı ve oruspu olarak doğuran bulunduğu çevre, yaşadığı toplumdur. Kişi doğarken ne dilini, ne ırkını, ne de rengini seçer. Kişiye bunları seçtiren doğduğu toplumdur. İNSAN, DİLİ VE IRKIYLA YARGILANMAMALI, TUTSAK EDİLMEMELİ, ÖLDÜRÜLMEMELİ !!!
Yazarımızın kendi çocukluğundan derin izler taşıyan Şeker Portakalı , 5 yaşında bir çocuğun çocukluğunun verdiği müthiş geniş hayal dünyası yanında, hayatı, yoksulluğun toplumda ve ailesindeki kötü yansımalarını algılamaya, anlamlandırmaya çalışmasını ve bunun iç dünyasına yansımaları ile hayal dünyasının yavaş yavaş aralanışını belki tamamen yerle bir oluşunu anlatır. Hayatın gerçekleriyle yüz yüze kalakalmanın yani büyümenin büyük sancısını ve acısını en derin şekilde aktarır.
Birçok insanın çocukluğundan izler bulacağı ve belki de çocukların ince ve derin ruh(hayal) dünyasını arayabileceği bir eser. Okunulası lakin aman kütüphanemde ille de olsun diyeceğim bir kitap değil tabi kişisine göre değişir b/ilginize :)
Dönemimiz popülaritesi yüksek bir kitabıyla daha karşı karşıyayız.Yetişkinlerin bu tür kitaplara(fabl) eğiliminin çok oldğunu düşünmüyorum. Muhtemeldir ki yazım amacının altında yatan nedenlerden ötürü eserimiz değer kazanmıştır. Ve kitabı aleade bir şekilde okuyup geçerseniz ne yaptığı göndermeleri ne de kitabın amacını anlarsınız. Öncelikte dönemden haberdar olunmalıdır. Çünkü seçilen hayvanlar bile dönemin özelliklerine paralel seçilmiştir.
Eser, o dönemin Sovyet Rusya’sına ve tabii ki Stalin’e yönelik bir eleştiridir. Benzetmeler ve kara mizah çok güzel bir şekilde işlenmiştir. Mr.Jones, emperyalist yönetimi, Napoleon Rus lider Stalin’i, hayvanlarsa halkı temsil etmektedir. Sosyalizmin uygulanmasına ve zamanla karşı çıktıkları şeye dönüşen liderleri anlatan çok güzel bir romandır. Ana karakterleri bir çiftlikte yaşayan hayvanlardır.
George Orwell , hayvanları alegorik bir şekilde kullanarak, Stalin’i ve reel sosyalizmi hicvetse de aslında bütün diktatörlükleri, baskıcı yönetimleri eleştirmiştir. Kendini yönetenleri sorgulamayan, özgürlüklerini savunamayan, kendi gücünden habersiz yaşayanların özetle aklını kullanamayan hiçbir varlığın özgürlüğünün bir değeri yoktur. Gerçek devrimler ancak kişilerin eğitilmesi ve farkındalıklarının artması ile gerçekleşecektir !!
Amerikan sisteminden 'payını alan' yazar Joanne Greenberg ,genç yaşta geçirdiği akıl hastanesi deneyimini anlattığı Sana Gül Bahçesi Vadetmedim ‘ de, toplumu ve aile kurumunu eleştirir, yabancılaşmanın getirdiği iletişimsizlik