Biz çocuk muyuz?
Ya nesiniz?
Basbayağı yetişkin adam. Acılar insanı olgunlaştırıyor. Babamı gözümün önünde vurdular. Annemin ırzına gittiler. Ben o sırada anamın yağlanmamış çeyiz sandığındaydım. Anahtar deliğinden gördüm her şeyi. Anamın feryatları hala kulağımda. Bu feryatları sürekli duyan kişi çocuk kalabilir mi?
Bu kitapta yazar, modernleşmenin insan üzerindeki etkilerini ve insanın iç dünyasında yarattığı boşluğu sorguluyor. Geleneksel değerlerimizin bu süreçte nasıl da günden güne kaybolduğunu kendi bakış açısı ve samimi cümleleri ile bize aktarıyor. Kitaba bayıldım diyemem. Kötü bir kitap olduğunu da söyleyemem. Kendi dalında yazılmış güzel bir kitap. İçerisinde birçok konu üzerine yazılmış kısa kısa denemeler yer alıyor. Bazı kısımları özellikle baya beğendim. Fakat bazı kısımlarda biraz fazla öğüt verici bir üslup kullanmış. Yazarın muhafazakar birisi olması bazı yazılarında bir tık aşırıya kaçmış gibi geldi bana. Olaylara daha dar bir perspektiften bakarak fazlaca eleştirmiş sanki. Aslında kitap tam bir nostalji de yaşatıyor okuyucuya. Bu kısımlar oldukça hoştu. Sanki bir dedenin, ninenin dizinin dibinde geçmişin penceresinden bugünü eleştiren hatta yer yer kızıp sinirlenen birini dinlemek gibi hissettirdi. Günümüz teknolojisinin bizden neleri alıp götürdüğünü anlattı. Kızıyor, üzülüyor ve modern toplum anlayışına çokça karşı çıkıyor yazarımız. Fakat eleştirdiği bu konulara birazcık çözümler getirmesini de beklerdim açıkçası. Sanki teknoloji, modern çağ kötü, pis tü kaka dedik ve kitap bitti gibi de oldu bir yerde. Yine de günlük dilde yazılmış, kısa denemelerden oluşan bu kitabı, azıcık geçmişe gideyim, bir sohbet edeyim o eski toprakla derseniz okuyun derim.