Ben şimdi niye ağladım yav durup dururken... Benden size tavsiye eğer ki yaşlılara dayanamıyorsanız bu kitabı kulağınızda yaylı tambur sesi eşliğinde sakın okumayın. Kısacık bir hikaye beni aldı götürdü resmen. Bir kere daha anladım ki kötü de olsa ben yaşlı insanlara dayanamıyorum. Evet çok da iyi biri değildi Aziz bey, sertti... Bir insan için Koskoca olan bir hayatı duygulardan yoksun yaşadı... Ama yaşlıydı işte... Filmin o son karesinde mahvetti yüreğimi o hali... Galiba ben tamburun nağmeleri eşliğinde okuyunca bu kitabı çok gerçekçi canlandırdım kafamda. İçim ezildi resmen... Aziz beyin annesine ayrı üzüldüm eşine ayrı... Bir insan kendi hayatını mahvederken çevresindeki hayatlara da bulaştırıyor ya o laneti işte ona yandı yüreğim... Garip gelecek belki ama bir iki damla yaş aktı gözümden son sayfayı kapatırken. Hatta öyle ki kitap bitti, kitabın başında ki iki üç sayfalık Bi yer vardı orayı baştan okudum. Daha bi anlam kazandı o sayfalar tekrar okununca. Kıssadan hisse eskiler neden hep duygusuz görünme gayretin de heba etmişler mis gibi ömürleri bilmiyorum... Toprak aldığını geri vermezken nedendir bizdeki bu gidip gidip toprağını sulama hevesi, sevdiğinin toprağına ağlayan o koca adamlara sesleniyorum... İnsan yaşarken görmek istiyor yüreğinizdeki o merhameti, ölünce arkasından dünyayı yaksan Bi anlamı yok... Gidenin geri geldiği nerde görülmüş asıl mesele gitmeden tutabilmek o eli, gitmeden dokunabilmek o yüreğe... Dilerim Aziz bey gibi geçmesin ömürleriniz... Keyifli okumalar...
Ne garip, insan kendini haklı çıkaramadığı zamanlarda ötekini aklamayı seçiyor. Ötekinin haklılığı için yürütülecek savaş, çoğu zaman kendi haksızlığımızla sonuçlanacak bir yenilgi uğruna verilenden daha onurlu bir mücadele sanıyoruz.
Beni bu hayatta önceliği yapan tek insan o oldu, karşılığında da bin bir parçaya böldü beni. Parçalarım bütünümden fazla ve ağır, parçalarım artık bütünümü eziyor.