Şimdi bir kitap düşünün hayatı baştan sona sana özetleyen, aslında üzücü olaylara çok üzülüp de kendini yıpratmaman, aynı zamanda sevindirici şeylere de aşırı sevinip kendini kaybetmemen gerektiğini bambaşka insanların kader motifi üzerinden anlatan bir kitap... Bu saatten sonra bana sorsalar tek bir kitap tavsiye edecek olsan hangi kitabı tavsiye ederdin diye... Açık ara farkla bu kitap olurdu. Beni zaafı olarak gören bir adam var hayatımda onunla beraber okuduk biz bu kitabı... Beraber işaretler koyduk sayfalar arasında, sonra oturup Bi güzel hayatı konuştuk onunla ...
Şimdi gelelim kitaba... Kitap bana büyük bir teslimiyet kazandırdı hayata dair... Dedi ki "Hayatta ne gelirse gelsin başına dur hele acele etme devamını bekle... Hayat gebe belki çok daha güzellik barındıran şeylere..." bunu hayatıma ne oranda geçirebilirim bilmiyorum ama kitabın üzerimdeki etkisi daha çok taze olduğu için şimdilik Bi sukunet hali var üzerimde. Tam teslim olamadım hayata ama olma çabam var içimde görüyorum. Bu kitap bana çok şeyleri sorgulattı. Mesela kader motifi kendini devam ettirmek ister mevzusu... Bazen hayatımızda öyle noktaya geliriz ki aslında bizi çok mutlu edeceğine inandığımız şeyler gelir başımıza ama korkarız o kararları almaya ... Bildiğimiz yolda düşe kalka yürümeyi bilmediğimiz yolda konforla yürümeye tercih ederiz. Ne garip dimi... Çünkü Yazarın da dediği gibi alıştığımız sahada savaşmak her zaman daha kolaydır.
Anılarımızı sorgulatıyor yazar bazen de, bilinçdışının aslında kaderimizi yazan bir yazar olduğunu anlıyoruz. Dönüyorum çocukluğuma, daha genç yaşlarıma... Yaşadığım herşey şimdiki beni oluşturdu diyorum. Acaba neler yaşadım da bu kadar güvenmez oldum kimselere... Beni herşeyden çok sevdiğini söyleyen, benle nefes aldığını belirten bir adam girdi hayatıma ama