Yazarın bilmem kaçıncı kitabı ama en çok beğendiğim diyebilirim.
Derya'nın tek hayali olan serbest dalış da rekor kırıp bu ödülü en çok sevdiği ve denizi sevdiren babası Özgür'e hediye etmek istiyor. Ama işler istediği gibi gitmiyor ne yazık ki. Bazen hayaller kurarız ve gerçekleşmez ya da ertelenir.
Derya'nın da hayalleri biraz ertelenmek zorunda kaldı. Annesi Amerikalı babası Türk olan bu genç kıza denizi sevdiren yine ailesi oldu. İsmi gibi denizi dalmayı çok seviyordu ve dünya rekoru olan serbest dalışta 100 metreyi geçmek için yarışa çok az bir süre kala, önce babasının ölüm haberi ve nişanlısı olan Ömer'in onu ihanet ettiğini öğrenir. Bazen sevmek yetmiyor ya da yanlış insanı sevebiliyor insanoğlu.
Babasına aşık bir kız, onun ölümünden sonra hayata küsüp hayaller görmeye başlıyor. Babasının yanına gitmeye karar verdiği bir gece, en çok sevdiği denize atlayıp ölmek istiyor. İşler planladığı gibi gitmese de hayatının dönüm noktası olduğunu sonraları öğreniyor. O gece bir gencin hayatını kurtarıyor ama hayatının aşkı olacağının farkına varmıyor her ikisi de.
Derya ve Burak, birbirlerine sıkı sıkı tutunan hayatta en acı tecrübeler yaşamış bu iki genç, birbirlerine önce dost oluyor ama bilmiyorlar ki, birbirlerini seveceklerini, bunu kendilerine bile itiraf edemiyorlar, ya karşılığı yoksa deyip...
Dünya rekoruna Burak ve çok sevdiği hocası sayesinde tekrar giriyor ve dünya şampiyonu olarak adını altın harflerle yazdıran Derya, babasının bir hayalini gerçekleştiriyor.
Bir gece, Burak ona olan hislerini açıyor ve kitabın ismi gibi Aşkla kalıyorlar.
Benim duygularımı anlatmak istersem eğer, şunu anladım ki; insan bir kere aşık olup, yanlış kişiyi seçtiyse eğer bir daha sevemeyebiliyor ama anladım ki, insanın ilki hata, ikincisi ona bir mucize olabiliyormuş.