Her gün gördüğümüz ve varlığını varlığımızın bir parçası gibi benimsediğimiz kişinin sonsuza kadar aramızdan ayrılabileceğini, sevdiğiniz o gözlerdeki ışıltının sönüp gittiğini ve kulaklara öylesine aşina ve kıymetli gelen bir sesin susabileceğini, bir daha hiç duyulmayacağını akla kabul ettirmek öyle uzun zaman alıyor ki...
Taha Akyol bu kitabında, Osmanlı ve İran'ı mezhep ayrılıkları üzerinden değerlendirerek, İslam dininin her iki ülke üzerinden nasıl farklı bir şekilde gelişerek günümüz Türkiye'si ve İran'ını oluşturduğunu anlatır. Devletleşme ve merkezileşme süreçlerinde hangi otoriteleri tercih ederek tarihlerine yön verdiklerinden bahseder. Ve aslında sonuç olarak Türkiye' de yıllarca korkulan "İran gibi olma" probleminin aslında altının ne kadar boş olduğunu çünkü iki ülkenin dini dinamiklerinin birbirinden ne kadar farklı olduğunu örnekleriyle gözler önüne serer. Zaman zaman tekrara düşse de ufuk açıcı ve bilgilendirici bir kitap. Okurken gereksiz bilgilerle yormadığı için su gibi giden bir kitap oldu benim için.