"Sevmek mi? Sen? Tuu senin suratına! Nefsini sevdin sen, evlat, benim lügatimde böyle bu! Nefsini, büyük N ile yazılacak! Bomboş bir buzdolabı senin yüreğin!"
Neyse, yeter bu kadar; niye onu bir başkasıyla karşılaştırıyorum? Niye onun, olduğu gibi olmasına izin vermiyorum? Ne saçma bir düşünce! Olduğu gibi sev onu! Bütün kusurlarıyla; ne de olsa kusurlar, insana mahsustur!
Vay be! Amma sıkıntılı adammışım ben de yahu! Varlığından bile haberdar olmadığım nefret duygularıyla doluymuşum meğer! Bu, süreç mi oluyor Doktor, yoksa "malzeme” dediğimiz şey mi? Tek yaptığım yakınmak, şikâyetlerin dibini bulamayacağız anlaşılan, doğrusu merak etmeye başlıyorum yetmedi mi hâlâ diye.