Bay ve Bayan ikiz çocukları ile emeklilik sonrası sona eren gösterişli hayatı geride bırakarak Talihsiz Sokağa taşınırlar. Nakliyeciler sokağın garip olaylara sahne olduğunu hatta uzun süre kimsenin dayanamadığını söylerler.Bay karısından ve yalnızlıktan çok korkan bir adam, Bayan gösterişli hayatı seven kibir timsali, ikizlerin kız olanı annesine hayran babasına düşman, oğlan olan ise tam bir sevimli afacandır. Taşınmalarının ardından gece gri sis ve çığlıklarla başlayan olaylar kitabı okurken bizi iç dünyamızla hesaplaşmaya ve kendimizi sorgulamaya itiyor. Vicdanımız aslında nerede ve her zaman onu duyabiliyor muyuz acaba? Kitabı okurken bunun muhakemesini yapacağınıza eminim. Kitap içerisindeki aforizma ve metaforlar ayrıca sorgulamaya yol açıyor.
... aşka muhtacız çünkü hoşlanılacak gibi değiliz. Basit, değil mi? Öylesine hiçbir şeye değmez, öylesine titrek, öylesine geçiciyiz ki... Aşk, biçare ruhlarımıza acımayla kök salışı yüzünden ıstıraptı hepi topu. Buna rağmen sadece aşk bizi bir arada tutmayı umabilirdi. Aşksız ne olurdu peki?