Kitaplara ithaflar yazmak, beğenilen satırların altını çizmek, sayfaların kenarına düşüncelerini yazmak Selim’e, kendini elevermek, insanların ortasında çırılçıplak kalmak gibi geliyordu. İnsanların kitaplara birtakım çizgiler çizmeye, kelimeler yazmaya hakkı yoktu. Herkesin düşünebileceği satırları yazmak saçmaydı. Her insanın kendine özgü düşünceleri gizli kalmalıydı: yalnız kendi bilmeliydi bunları.
‘Şımarıyorum sonra öyle aptalca bir söz ediyorum ki hepimiz pişman oluyoruz. Oysa ben hiç yanlışlık yapmak istemiyorum. Yüzde yüz saf bir harika çocuk olmak istiyorum. Çünkü yüzde yüz saf olan bir şey kendinin aynıdır. Ben de kendim gibi olmak istiyorum.’
Lou, Nietzsche'in evlenmek istediği o güçlü kadını öncesinde okursam çok iyi olur diye düşündüm tüm yorumlar da bu yöndeydi zaten. Ama stresli bir zamanda okuduğum için midir bilmiyorum çok zor bitti. İnce olması demek kolayca bitmesine anlamına gelmedi çünkü çok dolu bir kitap. Ağır ağır düşünerek çevireceksiniz bu sayfaları. Aşkının kollarında kendini kaybetmekle ideallerin peşinden gitmek ve özgür olmak gibi bu ikilemde seçimlerde gidip geleceksiniz. Belki bizim hayatımızdan bir parça olduğu içindir beni çok etkilemesi ya da 1800 yılından çağın çoook ilerisinde yazılmış bir eser olmasından mıdır?Okumanızı tavsiye ederim ama dikkat kısa sürede okumaya çalışmayın! Sıkılabilirsiniz Bu arada yazarın yaşantısı öyle güzel ki, okuduklarıma inanmadım! Lou seni çok sevdim hayatın, kariyerin, görüşlerin öyle hoş ki. Sizde okuyup öğrenin bence
Okuyacak olan arkadaşlarıma şimdiden keyifli okumalar dilerim