Yaşamın gerçek amacını kavradığımız oranda, vazgeçemediğimizi sandığımız, onları elde etmek için ömür boyu çırpındığımız maddesel değerlerin, önem sıralamasının daha alt sıralarda yer aldığını görmek bizi şaşırtmamalı.
Çünkü gerçek mutluluğu bu değerlerde ya da onların satın alabileceklerinde bulamıyoruz. Bunlar, kısa sürede bizi doyum noktasına ulaştırdığında, yine farklı isteklerin peşinden koşuyoruz. Bu kısır döngünün içinde mutsuzluğumuz giderek artıyor. Oysaki ürettiklerimizle yaşama bir şeyler kattığımızı, tinsel olarak zenginleştiğimizi duyumsadığımız zaman, hayat da bizlere gülen yüzünü gösteriyor.