Ancak hayat dediğin nedr ki? Anlaşılmaz bir sır. Kurduğumuz düzen hep öyle sürüp gidecek sanırız. Birden ip kopar, ışık söner, her yer darmadağın olur.
Yalom’un okuduğum 2.kitabı.
1.si Nietzsche Ağladığında’ydı.
O kitaptan sonra buna da hevesle başlamıştım fakat ikisi birbiriyle maalesef kıyaslanamaz.
Kötü bir kitap değil asla. Ama benim açımdan genel olarak seanslarında görüştüğü ve dertlerini dinlediği karakterlerin yaşlarının çok ileride olması belki bu anlamda eseri bana durağan hissettirmiş olabilir.
Özellikle danışanlarının ölüme yaklaşmış olmanın verdiği huzursuzluk ve geçen ömürlerinin de genel olarak pişmanlıklarla dolu olduğu hikayeleri barındıran eser, finali çok güzel yapıyor. Beni en çok çeken ve sevdiğim bölüm de sonu oldu.
Kitabın son bölümü Aurelius’ın “Kendime Düşünceler” eserine fazlaca yer veriyor. Geçmişimiz ve yaşayacağımız hayat ile alakalı çok güzel kapılar açıyor zihnimizde. Ve özellikle son bölümde “Kendime Düşünceler” kitabına merak salıyorsunuz. Bu eseri de okuduğum için daha rahat bağlantı kurarak verilen mesajı daha rahat algıladım şahsen.
Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar diliyorum