''Yaralarım yarın iyileşecek
Oyuncağım yarın alınacak
Yarın iş bulacağım
Sevgilim yarın dönecek
Dostlarım yarın ziyaretime gelecek
Beklediğim mektup yarın elime ulaşacak
Annem yarın daha iyi olacak
Yarın buralardan kaçacağım
Yarın daha rahat ve derinden uyuyabileceğim
Yarın bugünden çok daha iyi olacak
Yarın bugünden iyi olabilir
Yarın ya da bugün...''
Kitabın konusu babası tarafından terk edilen ve genç yaşta annesini kaybeden yalnız yaşayan genç bir adamın, hayata karşı kendini soyutlaması ve insanlardan uzaklaştırması ile aşk,telaşlar,arkadaşlıklar,toplum,iş,farkındalıklar,bağlar,aile,kardeş vb denilen hayatı oluşturan çemberin yavaş yavaş dışına çıkıp o çemberi eriterek kendi ile savaşmasını anlatıyor.
Yazarın ilk kitabını okumamın üzerine neden geç kaldığımı böylesi gerçek ve her kitapta elbet kendimizden yaşantımızdan düşüncelerimizden izler bulsak ta bu kitap beni anlatıyor desek te bazen her sayfası ve kitabı bitirene kadar geçen süreçte hiç yanılmadan nasıl bu kitapla bu kadar özdeşleşebilirim dedim kendimle. Burada anlatmak istenilen tabi ki birebir yaşantısının yaşadıklarının bir olması değil hissettikleri, algıladıkları ve bakış açısı insana kendini kendine hatırlatıyor.
Kitapta adamın aşk ile ilgili vurgusu, hissettikleri daha bi başka etkiledi beni hani ben sana iyi gelmem aslında içim gidiyor seninle bir arada olabilmek sana sevdiğimi haykırabilmek için ama olmaz sen yerinde iyi ol mutlu ol düşüncesinde olan bir adam sevdiğine sevdiğini bile söyleyemiyor...
Tabi şunu eklemek isterim;
bu kadar yalnızlaştırmak uzaklaştırmak yaşanılan sistemin ve çocuk yaştan beri gelen olumsuzluklar ve travmalar mı dersek cevap evet olur bence
Çünkü insanoğlu yaşadığı üzüntüleri daha zamana yayarak unutsa da hepsi birer tecrübe ve hayata karşı kalkan oluyor ve zamanla