Doğan Cüceloğlu'nun söyleşi kitabını okuduktan sonra Muazzez İlmiye Çığ'ın söyleşi kitabı ile 2.bu tarz okuduğum kitap oldu.
Bu tarz söyleşilerin faydası o kadar oluyor ki bir kere farkındalığınızın olmasını sağlıyor ve hayata hangi pencereden baktığınızı ya da bir pencereden daha bakıyor muydunuz onun bilincinde olmanızı sağlıyor.
Sorulan sorular hayatın içinden ve belki de bizim bile sormak istediğimiz veya sormayı aklımıza getirmediğimiz aslında ihtiyaç halinde bu soruların ne kadar yerinde ve sorulması gerektiğinin farkına vardığımız türden kitaplar.
Kitapta Muazzez Hanım'ın Cumhuriyet'in ilanı ve öncesi savaş zamanları çocukluk, gençlik dönemlerini birebir kendi anlatımıyla anlatılmaktadır. Eğitim konusuna ve siyasete fazlası ile ve haklı olarak o kadar güzel değinmiş ki...Adalet ve yargıya güvenimizin yıllar geçtikçe azalmasının kendisinin yaşadığı dönemlerde bu sistemin ne kadar yerli ve yerinde doğru paydalar üzerinden ilerlediğini...Her şeye kolay ulaşılamadığını, maddi imkanların bile bu kadar çeşitlilik arz etmediği ve fakirliğin daha fazla olduğu dönemlerde bir meslek ediniminin ne kadar çaba ve arzu ile yerine geldiğini ne zorluklarla edinildiğini dile getirmiş. Bizlere söylemek istediği altı çizili o kadar çok hayat dersi var ki ben bizzat kendime kulağıma küpe almam gereken noktaları kendime not aldım. Hayatta ölüm hariç bütün acıların aslında ne kadar lüks olduğunu ve üstesinden gelinemeyecek şeyler olmadığını yaşanacak üzüntüyü bile içine atmadan zamanında yaşayıp sindirmek gerektiğini çok güzel ifade etmiş.
Türkiye'nin zamanla geldiği şartları, halk bilincinin ne yazık ki yozlaştığı ve birlik beraberlik bilinci ne kadar olsa da kaybettiğimiz bazı değerlerimizden bahsetmiş. Kadın olmanın zorluklarının kendi döneminde bile olsa bu döneme kıyasla ne