Tolstoy, harika bir yazar. Kitap uzun olabilir ama akıcı bir üslup ile yazıldığı için sıkılmadan okunuyor. Ben bir ay gibi bir süre de okudum. O nedenle karakterleri ve olayları düşüne düşüne analiz etme fırsatı buldum. Roman yalnızca ihanete dayalı bir aşk öyküsü değil. Köy ve kent yaşamı karşılaştırması, dini sorgulama, ölüm, demokratik seçimler, işçi hakları, kadınların toplumsal hayattaki rolü, Rus köylülerinin durumu gibi pek çok önemli olguyu sorguluyor. Anna baskın ve etkileyici bir karakter olsa da beni uyumsuz Levin karakteri de Anna'nın kocası Aleksey de sevgilisi Vronski de etkiledi. Kitty karakterini çok sevmedim. Bence Tolstoy, kitabın 1013. Sayfasında Vroskiy'in annesi kontesin görüşüyle kitabı özetlemiş. "Bu kadar delicesine bir tutkunun ne gereği vardı! Hep özel bişey gösterme arzusu. Gösterdi işte. Kendini mahvetti, iki güzel insanı, kocasını da benim bahtsız oğlumu da mahvetti." Bende ayısını düşünüyorum. Anna hiçbir şeyi kanıtlamak peşinde olmasa da kendinden başka hiç kimseye kötülük etmeden yaşamak istese de olaylar farklı boyutlarda gelişti. Ben suçu daha çok Anna'da buldum. Kocası da sevgilisi de haklı. Her iki erkekte Anna'ya yetemedi. Konforlu, saygın, paralı, mevki sahibi kocası da yakışıklı, tutkulu sevgilisi de. Romanın omurgası güvenli evlilik ve fırtınalı aşk arasında sıkışmış Anna'nın hikayesi ve trajik sonu üzerine oturtulmuş. Kesinlikle çok iyi karakterlere ve bu karakterlerlerin psikolojik tahlillerine dayalı olay örgüsüne sahip bir roman. Filme, diziye, tiyatroya, operaya çekilmiş bir kitap ama ne olursa olsun izlemekten ziyade okunması gerektiğini yoksa hak ettiği şekilde anlaşılamayacağını düşünüyorum. Şiddetle tavsiye ederim.