(...) O iradeleri kırmaz ama esnetir, eğer ve yönlendirir. Nadiren eyleme zorlar ama eyleme geçilmesine daima karşıdır. Yakıp yıkmaz ama doğmasına da izin vermez. Hiç tiranlık yapmaz, rahatsız eder, sıkıştırır, parlatır, söndürür, sersemletir, velhasıl, her ulusu iktidarın çobanlık ettiği, uysal ve çalışkan bir hayvan sürüsüne çevirir.
Hayır işlerinde olduğu gibi eğitim de günümüz halklarının çoğunda ulusal bir meseleye dönüştü. Anne çocuğu elleriyle devlete teslim ediyor ya da devlet onu annesin kollarından alıp kendi memurlarına emanet ediyor. Her nesle duygular ilham etme ve fikirleri aşılama görevi devletin memurunda. Diğer tüm alanlarda olduğu gibi eğitime de tek tiplilik hakim. Özgürlük gibi, farklılıklar da günden güne yok oluyor.