Dönüp baktığında sıkıcı ve renksiz bir yaşam görüyordu ardında, ne bir kızıllık ne bir morluk vardı bu yaşamda. İleriye bakınca kış dallarına tutunmuş yalnız, küçük, solmuş bir yapraktan başka bir şey olmayacağı kesin görünüyordu. Bir kadın, uğruna yaşayacak hiçbir şeyi -aşkı, görevi, amacı, umudu- olmadığını fark ettiği anda ölümün acı tadını alır.
Günün birinde, olmak istediği şeyi olsun diye umuyordu. Biri onu sever, ürkek tavşan olmaktan kurtarır, başka bir şeye çevirirdi belki. Daha girişken, daha mutlu bir şeye.