1. kuran'ın indirilişi üzerine:
kuran’ın gökten indiğine dair doğrudan bir ayet yoktur, ancak nasıl indirildiğine dair ayetler bulunmaktadır; bunlardan biri de fussilet suresi 2. ayet'tir: 'allah katından indirilmiştir.' şeklinde yazıyor.
allah’a mekân tayin etmek şirk olacağından, bu indirilme bizim anlayabileceğimiz gibi gökten ‘şlaks’ diye değil, allah’ın katından, yani kendi boyutundan bu boyuta parça parça indirilme şeklindedir. gözümüzde perde olmasaydı, cinnî varlıkları da görebilirdik.
2. gaybdan haber alma ve peygamberlerin durumu:
peki, sana bir soru: biz gaybdan haber alabilir miyiz?
neml suresi 65. ayet:
de ki: “göktekiler ve yerdekiler (allah onlara bildirmedikçe) gaybı bilemez; (mutlak gaybı) ancak allah bilir. onlar (öldükten sonra) ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.”
de ki: “göklerde ve yerde gaybı allah’tan başka kimse bilemez. onlar ne zaman diriltileceklerinin bilincinde olamazlar.”
allah sadece bazı kullarına bildiriyor; bu bakımdan peygamber de gaybdan doğrudan haber alamaz.
allah, peygamberlerine vahiy yoluyla gaybî haberler bildirir. ancak peygamberlik hz. muhammed ile sona ermiştir. ahzâb suresinde şöyle buyrulur:
"muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. fakat o, allah’ın resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur..." (ahzâb suresi, 40. ayet)
bu ayetten anlıyoruz ki, artık kimseye vahiy gelmez. eğer biri "bana allah’tan doğrudan haber geliyor" diyorsa, peygamberlik iddia etmiş olur ve bu, islam’a göre sahtekarlıktır.
evliyaların yanlış keşiflerine uyanlara sevap verilmez. çünkü ilham ve keşifler yalnızca sahipleri için geçerlidir, başkaları için kesin bir delil sayılmaz.
buna karşılık, büyük islam âlimlerinin (müctehidlerin) görüşleri, onların bağlı olduğu mezhepteki herkes için bağlayıcıdır.