Elif Şafak okumaya lisede bir tavsiye üzerine başlamıştım ve bir dönemi kasıp kavuran Aşk adlı eserini okuyarak tanışmıştım çarpıcı eserlerin kalemiyle. Aşk romanını okurken yazarın inanç kavramını irdelemesi ve hikayeleri çarpıcı olaylar üzerinden sunması hem hoşuma gitmişti hem de bu kadar irdelemenin doğruluğu konusunda beni düşündürmüştü. Kitabı bitirdikten sonra, önce yazarı, sonra eserlerini araştırıp en beğendiklerimin listesini çıkardım ve kendimce yaptığım sıralamayla okumaya başladım. Havva’nın Üç Kızı ismi bile ilk başta alışık olmadığım bir irdelemeyle baş başa olduğumu anlatır gibiydi. Çünkü belki alışkanlık, belki yaşadığım çevrede bazı değerler ve yüce isimlerin telaffuzunda bile daha çok dikkat etmek gereksinimi beni durdurdu ilk başta. O sebeple kitabı alıp okumak için baya git gel arasında kaldım. Şimdi farkediyorum da, kitap zaten bir arafta kalmışlık üzerine yazılmış… Kitabı sıkılmadan okumaya başladım ama bununla beraber karakterler üzerinden bu kadınların gerçekten içimizde var olduklarını ve belki her gün onları farketmeden yargıladığımızı düşünmeden de edemedim. Velhasıl kitabı okudum, bitirdim. Üzerinden geçen beş sene bana bu kitabı bir kere daha okuma isteğini uyandırdı ve tekrar okumuş oldum. Bazı detayları daha farklı görüp değerlendirdim. Kendimle tartıştım, eleştirdim. Gerçekten arada kalmışların, baskın yada pasif olmak zorunda hisseden herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. (naçizane fikrimdir) Herkese keyifli okumalar dilerim.