Rüzgâra kapılmış bir yaprak parçası olmaktansa, yönünü belirleyebilen, rotasını ve etki alanını keşfetmiş bir insan olma haline daha önce ulaşmak isterdim.
...
Hayır, hayır, hiç de öyle olmaz. Bakın, gördünüz mü? Sizde bütün diğer erkekler gibi, her şeyi kabul eder görünerek her şeyi kabul ettirmek yolunu tutuyorsunuz. Yok dostum böyle yatıştırıcı laflarla meseleler halledilmiş olmaz.
...
...gözlerimi yukarı kaldırdım. Dikkatle bana bakıyordu. Şarkı söylemiyor, yalnız keman çalıyordu. Yüzünde o eğreti gülümseme yoktu. Bakışlarımız karşılaşınca gözleriyle beni dostça selamladı. Evet, hiç mübalağya kaçmadan, hiç sırıtmadan eski bir dost gibi beni selamladı. Bunu sadece gözlerini bir kere açıp kapamakla, fakat yanılmama imkân vermeyecek kadar zarif bir şekilde yaptı. Sonra güldü. Bütün yüzüne yayılan açık, temiz, yalansız bir gülüşle güldü...