Burcu

Dumanlı gözlerim bir hayâl arar, Tan vakti ufukta güneş yanmadan. Her güzel dakikam geçer çabucak, Tadını içip de gönül kanmadan. Benim de çok tatlı bir dünüm vardı, Bir ela gözleri süzgünüm vardı. Ömrümde bir gecem, bir günüm vardı, Onu da usandım artık anmadan. Gün olur, ufuklar gönlümü sıkar, Gün olur ki gönlüm âhımdan bıkar. Şu yollar hep aynı gurbete çıkar, Bir pınar başında durup konmadan. Ömründe gülmedin, rahat bulmadın. Ölsen de nola ki anılmaz adın… Hey Atsız! Yirmi beş yılda kocadın, Başında saçların beyazlanmadan...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
YOLLARIN SONU Bu gün yollanıyorken bir gurbete yeniden Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize. Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden itler bile gülecek kimsesizliğimize Gidiyorum: gönlümde acısı yanıkların... Ordularla yenilmez bir gayız var kanımda. Dün benimle birlikte gülen tanıdıkların Yalnız bir hatırsı kaldı artık yanımda. Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz; Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağına. Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin Değişilir topuda bir sokak kaltağına. İster düşün... Kendini ister hayale kaptır... Uzar uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların. Bakarsın aldanmışsın, gördüğün bir seraptır Sevimli bir hayale açılırken kolların. Ey doğunun anlımı serinleten rüzgarı! Ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay! Arzularım bir oktur, aşar ulu dağları. Düştüğü yer uzakta “DİLEK” adlı bir saray. O sarayda bulunca Tanrılaşan erleri Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek. Hepsi sussa da “Kür şad” uzatarak elini; “Hoş geldin oğlum ATSIZ, kutlu olsun! ” diyecek.
Hissedince sana vurulduğumu Anladım ne kadar yorulduğumu Sakinleştiğimi, durulduğumu Denize dökülen bir pınar gibi Şimdi şiir bence senin yüzündür Şimdi benim tahtım senin dizindir Sevgilim, saadet ikimizindir Göklerden gelen bir yadigar gibi Sözün şiirlerin mükemmelidir Senden başkasını seven delidir Yüzün çiçeklerin en güzelidir Gözlerin bilinmez bir diyar gibi Başını göğsüme sakla sevgilim Güzel saçlarında dolaşsın elim Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim Sevişen yaramaz çocuklar gibi __________________❤SabahattinAli.
Canı cehenneme rahat uyuyanın Kapısını örtenin perdesini çekenin Yüreği yalnız kendiyle dolu olanın Duvarları ancak çarpınca görenin Canı cehenneme başkasının yangınıyla Evini ısıtıp yemeğini pişirenin. Bahçesine dek gelen alevleri Şehrayin sanan aptalın Canı cehenneme, camlarında Parçalanmış cesetler uçarken Bir iğdiş incelikle çiçekleri sulayanın. Mutfakla yatak odası arasında Çarşılarla gövdesi bencillik hırsı Yılgınlıkla yenilgisi arasında Dünyayı tüketenin canı cehenneme. Şükrü Erbaş
Bahtiyarlık Bahtiyarlık ne zafer kısrağına binmektir; Ne yaşarken bir dünya uçmağına inmektir. Şekli olmaz, rengi yok, belirsizdir ve tektir. Bahtiyarlık: Ömründe bir kere sevinmektir. Bir karanlık geceye akıyorken bu varlık Bulunur mu dünyada ebedi bahtiyarlık? Mükafatın, yapsan da en yüce bir yararlık Nihayet zafer adlı bir kısrağa binmektir. Dört hecelik söz olan “bahtiyarlık”… O bir sır… Bilmeyecek insanlık bunu daha bin asır. Bilgi, bolluk, din, para… Hepsi boş, hepsi kısır… En fazlası bir dünya uçmağına inmektir. Her şeyin bir şekli var, her derdin bir ilacı… Türlü türlü yemişler verir dünya ağacı Zafer çetin, ilim güç, bozgun kötü, aşk acı Halbuki bahtiyarlık: Belirsizdir ve tektir. Bahtiyarlık: Boraca yüce dağları aşmak Varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak, Tanrı’nın sofrasında mest olarak konuşmak Ve ömründe bir kere, bir kere sevinmektir… H. Nihal ATSIZ