Gerçekten, Eski Dünya insanları, Yeni Dünya'ya yalnızca ateşli silahlar getirmediler, ateşli hastalıklar da getirdiler. Yeni Dünya'da bilinmeyen metal üretim araçları yanı sıra yanlarında tunç, demir savaş araçları da vardı. Yeni Dünya florasında bulunmayan buğdayı, arpayı, pirinci, zeytini, turunçgilleri, üzüm bağını armağan ettiler. Armağanları arasında, Yeni Dünya faunasının yoksun olduğu at, katır, eşek, sığır, koyun, keçi, domuz, tavuk gibi cinsler de, hazır, evcilleştirilmiş türleriyle bulunuyordu. Bu maddesel kültür kalıtları yanı sıra bilim, ileri teknoloji, alfabetik yazı (abece) gibi insanlığın tinsel kültür alanındaki evriminin son ürünleri de getirilmişti. Bunlar (her ne kadar o sırada yaşayan Yerliler pek yararlanamamışlarsa da) geleceğin yerli, yabancı, melez kuşaklarının yararlanılmasına (ister istemez) sunulmuş oldu.
Buna karşılık Yeni Dünya'dan Eski Dünya'ya bildiğimiz (frengi?), bilmediğimiz (nice) hastalıkların bakterilerinin, virüslerinin taşınmış olması olası. Eski Dünya'da bulunmayan mısır, patates, manyok, domates, fasulye, kabak gibi bitkiler getirildi. Bunların yanı sıra keyif verici (dolayısıyla yararı yanı sıra zararlı olabilen) uyuşturucu bazı bitkiler, Yeni Dünya'dan getirilip Eski Dünya kültürüne sokuldu. Tütün, bunlar arasında akla gelen en zararlı örnektir.