Koray Durdu

Paleolitik K.-Çağrışımcı, sınıflandırıcı düşünüş-Analoji mantığı
Bu konuda şaşırtıcı bir destek, gene çağımızın ilkel topluluklarının birinden sağlanmıştır. Antropolog Evans Pritchard'ın "Nuer Sembolizmi" olarak tanıttığı örnek, analoji mantığıyla düşünüşü çok iyi yansıtmaktadır: Sudan'ın ilkel göçer topluluklarından olan Nuer'ler, ikiz çocuklara tanrısal varlıklar gözüyle bakarlar. Çünkü ikizler, ayırt edilemeyecek denli birbirlerine benzerler. Kuşlar da öyle. Kuşlar yerde değil, ruhlar gibi havada yaşarlar. Öyleyse ikizler, kuşlar gibi insan değil ruhlar arasındadır. Kuşlar, insanlar gibi doğurmayıp, yumurtlayarak çoğalırlar. Timsahlar da aynı biçimde (yumurtlayarak) çoğalırlar. Bütün bunlarla yapılan, ikizlerin kuşlarla, ruhlarla, timsahlarla (benzerliklerinden gidilerek) aynı sınıfa sokulmasıdır. Ve bütün bunlardan gidilerek varılan sonuçlar: İkizlerin (sıradan) insanlardan ayrı bir sınıf oluşturdukları (akrabaları sayılan) timsahın etini sıradan insanlar gibi yiyemeyecekleri ve kendilerine, ruhların akrabaları oldukları için (sıradan insanların ötesinde) saygı gösterilmesi gerektiğidir. (S.201=101 no'lu alıntı)
Sayfa 222·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Paleolitik Kültür - Sihirsel düşünüş biçimi - Av sihiri törenleri
Bu konuda ünlü antropolog Malinowski'nin Yeni Gine Trobriand Adaları çağımız balıkçı ilkel topluluklarıyla ilgili gözlemi aydınlatıcıdır: Yerliler, tehlikesiz iç göl balıkçılığına çıkarken sihir törenine başvurmamalarına karşılık, tehlikeli açık deniz avlarına çıkarken av sihiri törenleri yapmaktadırlar. #S.198=115 no'lu alıntı#
Sayfa 221·Kitabı okudu
Paleolitik Kültür - Sihirsel düşünüş biçimi
Maddesel ve tinsel kültür birikimleri onların yaşamını etkileyen önemli nesneleri, olguları, olayları ve kişileri yeterince etkileyebilecek düzeyde bulunmadığı için sihirden medet umulur. O kültür düzeyinde örneğin, avladıkları hayvanların sayısını artırabilseler de sürülerin sayısını artıramazlar. Sürülerin, hayvanların sayısını artıramayınca, simgelerini etkileyerek hayvanları etkileme umuduna kapılırlar. Sihir böyle bir psikolojinin ve düşünüşün ürünüdür.
Sayfa 197·Kitabı okudu
Paleolitik Kültür - Yeni Dünya Taş Çağı kültürleri - Koşut Evrim Yasası
Bu bağlamda, insanların Yeni Dünya'ya, bugün Yakut Türkleri'nin yaşadıkları bölgelerden (ve Orta Asya'dan) geçmiş olmalarından tutturularak, Amerikan Yerlileri'nin Türk kökenli oldukları ve bunun kanıtı olarak dillerinde birçok Türkçe sözcük, kilimlerinde, dokumalarında aynı desenler (Türk desenleri) bulunduğu yolundaki Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Kuramı esinli görüşlerin (o tarihte ne Türkçenin ne de bir başka dilin konuşulduğu nedeniyle) havada kaldığını belirtmekte yarar var. #S.195=110 no'lu alıntı#
Sayfa 195·Kitabı okudu
Paleolitik Kültür - Yeni Dünya Taş Çağı kültürleri - Koşut Evrim Yasası
Eski Dünya ile Yeni Dünya toplulukları, aynı kültür noktasındayken Yeni Dünya'ya göçle birbirlerinden kopmuşlardı. Bundan sonra bağlantılarının (İS onbeşinci yüzyılda) yeniden kurulmasına dek, birbirlerinden en az 15-20 binyıllık yalıtlanmışlık süreci yaşandı. ...ortak anaatalardan gelen aynı organik ve kültürel evrim düzeylerinde bulunan insan ırklarının ve topluluklarının, benzer koşullarda, benzer sorunlara (coğrafyaları farklı bile olsa) benzer çözümler üretebilmeleridir. ...Aynı çözümler üretememelerinin nedeni (belki) çevrelerinin aynı olmayıp benzer olmasıdır. Bunun sonucu olarak, benzer kültürel evrim evrelerinden geçmeleridir. Bu gerçeğin en güzel örneği "konuşma" olsa gerek. Konuşma dili, her iki dünyada, benzeri (organik evrim [?] ve) kültürel birikimler sonrasında, birbirinden bağımsız olarak geliştirilmiştir. Bu gerçek aynı zamanda, insanların Yeni Dünya'ya geçmeden önceki tarihlerde bir konuşma diline sahip olmadıklarını göstermektedir. Yeni Dünya topluluklarının dillerinden hiçbiri Eski Dünya dillerinin hiçbirine benzememektedir.
Sayfa 194·Kitabı okudu