Bu konuda şaşırtıcı bir destek, gene çağımızın ilkel topluluklarının birinden sağlanmıştır. Antropolog Evans Pritchard'ın "Nuer Sembolizmi" olarak tanıttığı örnek, analoji mantığıyla düşünüşü çok iyi yansıtmaktadır: Sudan'ın ilkel göçer topluluklarından olan Nuer'ler, ikiz çocuklara tanrısal varlıklar gözüyle bakarlar. Çünkü ikizler, ayırt edilemeyecek denli birbirlerine benzerler. Kuşlar da öyle. Kuşlar yerde değil, ruhlar gibi havada yaşarlar. Öyleyse ikizler, kuşlar gibi insan değil ruhlar arasındadır. Kuşlar, insanlar gibi doğurmayıp, yumurtlayarak çoğalırlar. Timsahlar da aynı biçimde (yumurtlayarak) çoğalırlar. Bütün bunlarla yapılan, ikizlerin kuşlarla, ruhlarla, timsahlarla (benzerliklerinden gidilerek) aynı sınıfa sokulmasıdır. Ve bütün bunlardan gidilerek varılan sonuçlar: İkizlerin (sıradan) insanlardan ayrı bir sınıf oluşturdukları (akrabaları sayılan) timsahın etini sıradan insanlar gibi yiyemeyecekleri ve kendilerine, ruhların akrabaları oldukları için (sıradan insanların ötesinde) saygı gösterilmesi gerektiğidir. (S.201=101 no'lu alıntı)