Çocuğun yahut artık büyümüş çocuğun uğradığı haksızlığı geç de olsa fark ettiğinde çoğunluğun yine büyük ölçüde anne-babanın tarafında olduğunu kavraması, anne babanın da artık çok geç gelen bu tepkiyi anlamaması, büyük bir yıkımdır. Çocuğun acıyla tamamen yalnız bırakılmasından gelen travma böylece tekrarlanmış olur.
Sartre, sevmenin, kendini sevdirme projesi olduğunu söyler. Sevgi, karşımızdaki kişi bizi sevmediğinde de bundan etkilenmeden kalıyorsa, değişmiyor, azalmıyorsa, o zaman gerçek sevgidir. Fakat anne-babalar, çocuklarından sevgi beklerler. Çocuğun, kendileriyle ilgili yahut genel olarak olumsuz hisleri varsa, bu olumsuz hisleri tolere edemezler, bu olumsuz hislere derin şekilde içerlerler; kendilerinin çocuk için yaptığı onca şeyin karşılığında çocuğun böyle hissetmesinin nankörlük olduğunu düşünürler. Karşılıksız sevgiden bahsedildiğinde hemen herkes anne-baba sevgisini örnek verir; ama anne-babanın karşılığını alamadığında içerlediği sevgi nasıl karşılıksız, bilinçli olsun ya da olmasın karşılık bekleyerek yapılmış şeyler ise nasıl "fedakârlık" olabilir?
Evlatların anne-babalarına öfkesi, aslında iyileşme sancısıdır; gerçek bir iyileşme için, sonuna kadar yaşanması ve sonuna kadar yaşanmasının engellenmemesi gerekir.
Diyelim ki çocuğun anne-babaya karşı yaptığı/söylediği şey gerçekten yanlış. Siz, yanlışın yanlış olduğunu anlayacak, takdir edecek, bu nedenle yanlıştan artık dramatik şekilde etkilenmeyecek yaştasınız. Biri başka birine bir yanlış yapacaksa, bu yanlış, bırakın çocuğunuzun size yaptığı yanlış olsun; o yanlışa izin verin, müsahama gösterin, biraz anlayışlı, yüce gönüllü olun, yani gerçekten "büyük" gibi davranın, büyüklük gösterin. Çocuğun anne-babaya yanlış yapması anne-babaya zarar vermez. Ama anne-babanın çocuğa yanlış yapması çocuğu ömür boyu sakatlar.
Alice Miller Başlangıçta Eğitim Vardı! kitabında “Vaktiyle gerçekten sevgi görmüş bir çocuk bir yetişkin olarak güçlüklerle, hiç sevgi görmemiş bir insandan daha kolay başa çıkar.” diyor; "Yani bir insanın sevgiye bağımlı ve bu konuda açgözlü olması onun, çocukluğunda bol bol sahip olduğu bir şeyden şimdi vazgeçmek istememesi anlamına değil, hiçbir zaman sahip olmadığı bir şeyleri aradığı anlamına gelir," ve "Anne sevgisini yaşamış olan bir insan asla rol yapmak zorunda kalmaz.