2. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'da fırınlardan önce tiyatro salonları açılırken net bir biçimde söylenmişti: "Yıkılan insanı onarmaya çalışmak". Bizim insanımız yıkık değil mi?
Dili doğru dürüst kullanamayan insan doğru, mantıklı, kapsamlı düşündüğüne inanıyorsanız bu inancınızdan hemen vazgeçin. Ne kadar konuşuyor, ne kadar yazıyor, nasıl anlatıyorsa o kadardır o insan, daha fazla değil. Düşünmeyi de biçimlendiren dildir çünkü. Hiç kimse dil olmadan düşünemez.
Kimileri İngilizce sözcük kullanmaya meraklıdır, kimileri Arapça, Farsça. Çünkü seçtikleri sözcükler, insanların yalnız düşüncelerini, kişiliklerini değil, dünya görüşlerini de açıklar.
"Bunlar, şunlar " gibi sözcükler, insan için kullanılmaz; bu sözcükleri insan için kullandığınızda siz istemeseniz bile sözünüz " küçümseme" veya "hakaret" ya da "adam yerine koymama" anlamı taşır. ( Çünkü Türkçe, insanı öteki varlıklardan ayırır, insana önem verir ve onu ayrıcalıklı bir yere oturtur.)