Arnheim, insanın zamanın kendisine sağladığı araçları kullanması gerektiğini söylüyor; hatta ona göre insan, hep iki görüş anlamında birden eylemde bulunmalıymış, asla bütünüyle devrimci ve asla bütünüyle karşı devrimci olmaksızın, asla bütünüyle sevmeden ve asla bütünüyle nefret etmeden, asla tek bir eğilimin peşine takılmadan ve içinde ne taşıyorsa, tümünü harekete geçirerek: Ama bu, sizin kendisine isnat ettiğinizin aksine, kurnazlık değil, fakat zengin bir kişiliğin, yüzeysel farkları delip geçen, bütünlük ve yalınlık sergileyen bir yaradılışın, hükmetmek için yaratılmış bir insanın göstergesi!
Zengin insanların çoğu sosyalistler gibi düşünürler. Sermayelerini borçlu oldukları şeyin toplumun bir doğa yasası olmasına
karşı bir itirazları yoktur ve mülkiyetin insana değil, insanın mülkiyete anlam kazandırdığına kesinlikle inanmışlardır.
Ama insanlar, senin aksine, bir özet arama konusunda senin kadar heyecanlı değiller" diye devam etti Ulrich. "Geride kalan çabaların ardından, bir gerileme dönemine girdik. Bugünkü durumu kafanda canlandırmaya çalış bakalım bir kez: Önemli biri dünyaya bir düşünce getirdiğinde, bu düşünce hemen, benimseme ile benimsememeden oluşma bir dağıtım sürecinin pençelerine düşüyor; önce hayranlar, bu düşünceden işlerine geldiği gibi büyük parçalar kopartıyorlar ve ustalarını, tilkilerin bir leşi midelerine indirmeleri gibi yalayıp yutuyorlar, ardından aynı düşüncenin karşıtları daha zayıf kısımları ortadan kaldırıyorlar ve kısa süre sonra hiçbir edimden geriye düşmanların da dostların da işlerine geldiği gibi yararlandıkları bir özdeyişler dağarcığından başkaca bir şey kalmıyor.