okure

Postman'a göre, egemen çevrelerin sosyal kontrolü, Orwell'ın 1984'te modellediği biçimde yani açık baskı rejimleri şeklinde sağlamasına gerek kalmamıştır. Medya çağında sosyal kontrol Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sında modellediği biçimde kurulmaktadır. Kitleler bilgilerin gizlendiği açık baskı koşullarında değil, bilgi, eğlence ve hazza boğuldukları açık toplum koşullarında kontrol edilmektedirler.
Sayfa 46 - Çoklu medya çağında toplum ve siyaset, Atakan Hatipoğlu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·299 syf.··
2018 2. kitabı
İlk gördüğünüzde aklınıza klişe cevaplar gelir: zaman, sevgi, huzur, vefa vd. Ama hiç öyle düşündüğünüz gibi değil beyler, hanımefendiler: Deli olmayın yahu paranın satın alamayacağı şey mi var 21. Yüzyıldayız? Hele bir şu kitabı okuyun, göreceksiniz. Aklıma Orhan Veli geldi “Kelle fiyatına hürriyet, esirlik bedava” yok abicim artık esirlik de parayla, onlar eskidenmiş. Kitap ''Kuyrukta ön sıraya geçmek, Teşvikler, Piyasa, ahlakı nasıl yerinden eder, Hayat ve ölüm piyasası ve İsim hakları'' olmak üzere 5 bölümden oluşuyor. Bazı yerleri (toplasan 10-20 sayfalık bir kısım, beyzbol ilgimi çekmedi de) biraz uzatmış, atlayarak okudum. Kitabın girişi paranın satın alabileceği ilginç şeyleri listeleyerek başlıyor. İlginç dediysem başka kelime bulamadığımdandır. Afrika geregedanı avlama hakkının satılmasını örneğin, başka hangi kelime niteleyebilir ki? Devamında her şeyin satılık olduğu bir topluma geçişin endişelendiren yanlarını ortaya koyuyor. Buna bir dur demek, ahlaki açıdan bakmak, bir sınır koymak gerekmez mi? Liberal ve faydacı açıdan bakanlara göre “alan razı veren razı” bir sistem var ortada size n’oluyor? Sandel ise olaylara hakkaniyet ihlali ve yozlaşma sorunu açısından da bakıyor da meydanı onlara bırakmıyor iki gözüm. Kitabı okuyan biri “aa bunu daha önce düşünmemiştim.” diyebilir ama hiç kimse “benim fikrim bu kitapta yok.” diyemez. Hocam sen nasıl bir adamsın da böyle her açıdan bakabiliyorsun, onlar nasıl güzel örneklemeler? Kitapta siyaset var, iktisat var, hak var, hukuk var, felsefe var ve hepsi o kadar güzel harmanlanmış ki. Bir de dili o kadar açık ve anlaşılır ki; her yaşa her kesime hitap etmiş. Alın, okuyun, okutturun. Not: Michael J. Sandel Harward’da felsefe (siyaset felsefesi) profesörü. Adalet kitabı bir harika diyorlar, bakacağım. Videolarını
Hukuk
Paranın Satın Alamayacağı ŞeylerMichael J. Sandel · Eksi Kitaplar · 201648 okunma

okure

, bir kitap okudu
Puan vermedi·299 syf.··
2018 2. kitabı
Michael J. Sandel
7.8/10 · 48 okunma
Reklamcılık, insanları bir şeyleri istemeye ve bu arzularını tatmin etmeye teşvik eder. Eğitim ise insanları arzuları üzerine eleştirel düşünmeye, onları sınırlamaya ya da ahlaken daha üstün bir seviyeye taşımaya teşvik eder. Reklamcılığın amacı tüketiciler yetiştirmektir; Devlet okullarının amacı ise vatandaşlık bilinci kazandırmaktır. Çocukluğun çok büyük bir kısmı tüketici toplum için temel eğitimi içerdiğinden, öğrencilere etraflarındaki dünya hakkında eleştirel düşünebilen vatandaşlar olmalarını öğretmek kolay değildir. Çok sayıda çocuğun markalarını, orijinal baskılı kiyafetlerin, logoların ayaklı panosu olarak okula geldiği bir zamanda okulların, tüketici etiğinin içine batmış popüler kültürden uzak durması daha da önem kazanmakta ve gittikçe zorlaşmaktadır.
Sayfa 253·Kitabı okudu
Felsefe
İktisat vs Ahlâk
Piyasa mantığıyla en çok ilgili olan itiraz, ahlaki değerler olmaksızın tercihlerin tatmin edilmesini niçin maksimize etmemiz gerektiğini sorar. Bazı insanlar opera, köpek dövüşü ya da çamur güreşi seviyorsa faydacı hesaplama içerisinde bu tercihlere yönelik yargılayıcı olmamalı ve eşit önemi mi vermeliyiz? Piyasanın mantığı arabalar, ekmek kızartma makineleri, LCD televizyonlar ve benzeri mallarla ilgili olduğunda bu itiraz önemli değildir; malların değerinin açıkça tüketicilerin tercih konusu olduğunu varsaymak makuldur. Fakat piyasa mantigi, seks, üreme, çocuk yetiştirme, eğitim, sağlık, suçluların cezalandırılması, göç politikası ve çevrenin korunmasına uygulandığında herkesin tercihinin eşit olarak değerli olduğunu varsaymak daha az makuldur. Ahlâkî olarak anlam taşıyan bu alanlarda malları değerlendirmenin bazı yolları daha üstün ve diğerlerine nazaran daha uygun olabilir. Mesele bu ise, ayrım ve ahlaki değerlere ilişkin sorgulama yapmaksızın niçin tercihleri tatmin etmemiz gerektiği açık değildir.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Felsefe