Farklı yerlerde farklı tempolarla ilerlemesinin ilk nedeni farklı görevler (örneğin Slovakya‘da işlerin %39’u otomasyon riski altında Norveç oslo ve akershus bölgelerinde işlerin sadece %4’ü risk altında arada dokuz kattan fazla bir fark var)
Makinelerin farklı yerlerde farklı tempolarla ilerlemesinin ikinci nedeni maliyettir. Şöyle düşünün Fas’ta bir pazarda dolaşırsanız yerde oturmuş ayağıyla çalıştırdiğı çarkı döndürerek tahtaları oyan bir ustayla karşılaşabilirsiniz.  Bunu gösteri amacıyla yapmaz. İş gücünün çok ucuz olması nedeniyle daha modern ahşap işleme tekniklerine yönelmek yerine geleneksel yöntemleri sürdürmek otomatik bir araç yerine ayaklarını kullanmak hala mantıklıdır.
Jamie Susskindin ifadesiyle ‘ politikacıların ruhsuz robotlar gibi konuştuğu yetmezmiş gibi, şimdi de politikacılar gibi konuşan ruhsuz robotlarınız var.
Pew araştırma merkezinin 2014’te gerçekleştirdiği bir anket uzmanların (pragmatist devrindeki tüm ilerlemelere rağmen) ‘ empati yaratıcılık muhakeme ya da eleştirel düşünce’ gibi asla otomasyona geçemeyecek insanlara özgü özellikler olduğuna inandığını ortaya çıkardı
İkinci yapay zeka dalgasında böyle bir durum söz konusu değildir sistemler artık çok daha bulanıktır. Örneğin alfagon’nun o benzeri görünmemiş 37. hamleyi neden yaptığı belli değildir. Sistemi geliştirenlerin de bu kararı anlayabilmek için gerçekleştirdiği karmaşık hesaplamaları dikkatle gözden geçirmesi gerekmiştir.
Bu yeni bulanıklık yapay zeka sistemlerinin kendilerini açıklamasını sağlamaya yönelik yoğun araştırmalara neden olmuştur. Bu durum ayrıca kamu politikalarında deneysel değişimlere yol açmıştır. Örneğin Avrupa Birliğinde uygulamaya genel veri koruma düzenlemesinin 15. maddesi ‘ otomatik karar süreçlerinin mantığı hakkında anlamlı bilgiler edinmenin yasal bir hak’ olduğunu söyler. Şu an itibari ile Avrupalı politikacılar bu bilginin mevcut olmadığını düşünüyor.
Sonuçta Darwin’in insan makinesinin becerilerinin insan zekasına andıran bir şeyden kaynaklanmadığını fark ettiğimde hissettiği şey de buydu. Yaratıcısı doğal seçim teorisi ile dünyadaki son Gizemi ve sihri ortadan kaldırmaya çalışan acımasız biri değildi. Tam aksine. Türlerin kökenin son cümlesini ele alalım: ‘ yaratanın başlangıçta bütün özünü birkaç ya da bir biçime üfürdüğü yaşamı böyle anlayan ve bu gezegen çekimin değişmez yasasına göre dönüp dururken, böylesine basit bir başlangıçtan en güzel en olağanüstü biçimlerinin türemiş ve türemekte olduğunu kavrayan bu yaşam görüşünde gerçekten yücelik vardır .’