Bir insana iliklerine kadar, hatta aldığın nefesten tut son hücrelerine kadar aşık olup sonra terk edilmek kadar hayırlı bir şey bilmiyorum..
Sonra ne oluyor biliyor musunuz?
Ya o boşluğu tekrar dolduracaksın,
Ya da hiç yaşamayacaksın.
Böyle bir olayın 3. bir seçeneği hiçbir zaman mümkün değildir.
İlk seçeneği seçersen, aşık olduğun şeyin aslında Allah'ın tecellisinden gayrı başka bir şey olmadığını anladığın anda;
O tecelliyi her şeyin ama her şeyin ardında görmeye başlıyorsun..
Bu noktada "Allah yerlerin ve göklerin nurudur" ayetinin tecellisi çarpıyor seni..
Artık ağaçlar dikili nur sütunlarıdır sana, ırmaklar kristaldir.
Öyle ki dağlar ilk tecelli hallerine geri dönmüş, seninle kontak kurabilen bir bilinç haline gelmiş, seni çağırıyor, seni kucaklamak istiyordur..
Ve bir de bakmışsın ki kainatta her zerre ve her şey, senin etrafında dönen, meğer aşktan gayrisi değil imiş..
İşte burası "kalpler yalnızca ve ancak Allah ile mutmain bulur" makamının karar noktasıdır..
Artık yolculuk bitmiştir...
Evine hoş geldin...
Leyla mı?
O aslında seni terk etmemişti..
Hiç terk etmemişti.