Körlük" Jose Saramago tarafından yazılmış Nobel Edebiyat Ödüllü çarpıcı bir yapıt. Salgın bir hastalık gibi hızla yayılan körlüğün toplumsal yaşamı nasıl etkilediğini, düzenin ve sistemin nasıl şekillendiğini anlatıyor. Salgınla beraber toplumda yaşanılan korku ve paniğin yaşamı nasıl tehdit ettiğini, insanların bu zorluklar karşısında neler yapabileceğini, ahlaki değerlerin çökmesi sonucu ortaya çıkan vahşeti gözler önüne seriyor.
Bir tarafta bencillik, kıskançlık, ihanet, şiddet, zulüm gibi insan doğasının karanlık yüzünü görürken gücü elde eden, otoriteyi kuran bazı kişiler zayıfı, güçsüzü ezerken diğer yanda birlik ve beraberliğin dayanışma ile direnişin mücadelesini gösterip sevginin, dostluğun, fedakârlığın kısaca insanlığa umut olacak gelişmelerin yaşanabileceğini belirtiyor. Bu da içinde bulunan koşullar ne kadar kötü olursa olsun ahlaki değerlerin kişiden kişiye hatta toplumdan topluma değişebileceğinin en güzel kanıtı.
Kitapta insanların hayatını derinden etkileyen körlük salgınının oluştuğu bir dünya yaratılmış bu yüzden distopik bir roman da diyebiliriz. Aslında konuya baktığımızda bize çok uzak gibi görünse de düşünce içinde yaşadığımız zamana benzer durumlar var.
Romanda olaylar, bilinmeyen bir ülkenin bilinmeyen bir şehrinde geçiyor. Ve kitapta hiçbir karakterin adı yok. Bazı özellikleriyle tanımlanıyor. Doktorun karısı, Gözü siyah bantlı yaşlı adam gibi. Herkesin kör olduğu bir yerde kişilerin bu şekilde belirtilmesi yerinde olmuş. Ve körlük, binlerce kişiyi kapsamış olsa da hikaye yedi kişi etrafında toplanıyor.
Yazarın anlatım tarzı sade ve anlaşılır olması okunmasını kolaylaştırıyor belki ancak içeriğine bakınca hiç de öyle değil. Gelişen dehşet verici olaylar, yaşanılan korkunç durumlar zaman zaman insanı okurken zorluyor. Çünkü detaylara fazlasıyla