Öyle; fakat o yaşlarda gençliğin verdiği coşkunlukla gözler hakikatleri göremez. Gençlikte zevk, insanı çoğu zaman yanıltır. Heyecan derecesinde derin olmayan gençliğin delice hevesleri senelerce sonra düzeltilince, birdenbire insan ne görür? Hatalarını... Kusurlarını... ve belki cinayetlerini...
Zavallı hafıza! Günden güne yok olduğunu duyumsadığımız, vücut denilen şu toprak yığınının üzerinde durmadan yaşamaya çalışır durur. Hüzün verici bir bakışı yıllarca hatırlar. Bir sözü, bir gülüşü yıllarca saklar.
Bak, şu yıldızlar gecenin bu derin sükûneti içinde nasıl parlıyor. Tâ şu ufkun üzerinde senin gönlüne bakan iki eş yıldız düşündüklerini Zühre'ye söylemek için ufuklara doğru uzaklaşan iki beyaz güvercini andırmıyor mu? Bunlar güzel. Hepsi güzel; fakat sen onlardan daha güzelsin...
Bir çocuğun diğer bir çocuktan medet umması, diğerinin buna sevgiyle karşılık vererek dolabın içine saklamak gibi masumane bir çözüm bulması ne etkileyici bir şey!