Oysa proleterler, kendi güçlerinin bilincine bir varabilseler, belki gizli gizli etkinlik yürütmeye bile gerek kalmayacaktı. Yalnızca ayağa kalkıp, sırtına konan sinekleri savuşturan bir at gibi silkinmeleri yetecekti. İsteseler, Parti’yi akşamdan sabaha yerle bir edebilirlerdi. Hiç kuşkusuz, önünde sonunda akılları başlarına gelecekti. Gel gör ki!…
Kontrol elimdeyken ve etrafimdaki dünyada olup bitenlerden hâlâ haberim varken, her seye bir son vermek için intihar etmeyi bile düsündüm, ama sonra pencerede bekleyen Charlie aklima geldi. Onun hayati benim degil ki, bir köseye firlatip atayim. Ben onu bir süreligine ödünç almistim ve simdi onu geri vermem isteniyordu.
"Bunun benim için kolay oldugunu mu samyorsun? Isleri benim için neden daha da zorlastiriyorsun? Bütün bu yillar boyunca insanlar bana onu evden uzaklastirmami söyledi. Ne diyeyim, hakhymislar. Evet, onu göndermemiz gerek. Belki kendisi gibi olanlarin kaldigi bir ev onun için daha faydali olur. Neyin dogru, neyin yanlis oldugunu artik bilmiyorum. Bütün bildigim, kizimi onun için feda etmek istemedigim..."