Dünya sevgisi de mal ve makam arzusu ile kökleşir. Kişi mal ve makamı talep ederse; bu defa kendisinde kibir, kendini beğenme ve lider olma duyguları ortaya çıkar. Bunlar da ortaya çıkarsa, nefsi dünyayı terk etmeye doğrudan müsamaha göstermez, dünyaya kapılır ve aldanır.
Bana öyle bir amel öğret ki, o amelle kalbimin daima
Allah ile beraber olduğunu hissedeyim." diye sorduğumda şöyle cevap verdi:
"İnsanlara bakma! Onlara bakmak (Hakk'a giden) yolu karartır." dedi. Ben:
"Bakmak zorundayım, başka çarem yok." dediğimde o:
"O zaman sözlerini dinleme! Zira insanların sözlerini dinlemek kalbi katılaştırır." dedi. Ben:
"Mecburum, başka çarem yok." dedim. Bu defa o:
"Onlarla iletişimde olma! Onlarla iletişimde olmak insanı vahşete düşürür." dedi. Ben:
"Onların arasında olduğumdan dolayı onlarla iletişimde olmam kaçınılmaz bir husus." dedim. O:
"O zaman onlarla beraber oturma, düşüp kalkma! Bunu yapmak helâk edicidir." dedi. Ben de:
"Onlarla beraber oturmam da bir sebebe dayanır." dediğimde şöyle dedi:
"Ey Adam! Gâfillere bakar, câhillerin sözünü dinler, fâsıklarla iletişimde olurken kalbinin devamlı Allah ile olmasını mı arzu ediyorsun? Bu asla olmayacak bir şeydir."
Seyyahlardan biri şöyle anlatır: Bir gün insanlardan uzaklaşıp inzivaya çekilen sâlih insanlardan birine:
"Hakikate giden yol nasıl olur?" diye sorduğumda o:
"Kendini dünyada bir yolcu gibi kabul etmendir." dedi.