Nefisler de kuş ve hayvanla rın terbiye edilmesi gibi terbiye edilir. Nefsin terbiyesi şöyle olur: Öncelikle dünyevî nimetlere bakmaktan, onlarla ünsiyet kurmaktan ve onlarla neşelenmekten mahrum bıra kılır. Hatta ölüm ile yok olup gidecek her şeyden menedilir. Ona: "Neyi seversen sev, ondan ayrılacaksın." denildiği zaman nefis, sevdiği şeyden ayrılmanın kaçınılmaz oldu-ğunu ve onun ayrılığının acısını çekeceğini anlar ve ayrılığa başkaldırarak kalbini, ayrılmayacağı şeylerin sevgisi ile meşgul eder. O meşguliyet de Allah'ı zikretmektir. Zira Allah'ı zikretmek onu kabirde bile bırakmayacak bir dost-tur. Bu neticeye ulaşmak birkaç günlük sabırla tamamlanır. Ahiret hayatının karşısında ömür çok kısadır. Aklı başında olan bir insan bir yıl veya daha fazla süre istifade edeceği bir şey için yolculuktaki kısa bir müddet meşakkate katlanır. Ebedî hayata kıyasla insan ömrü dünyanın ömrü kar-şısındaki durumu bir aydan daha kısadır. Dolayısı ile sabır ve mücâhede gereklidir
Sırrî Sekatî şöyle der: "Kırk yıldır nefsim pekmeze ekmeği batırıp yemek istiyor ama ben ona itaat etmiyorum."
O hâlde: Ahiret yoluna girmek için gerekli olan kalbin hıslahı, ancak kişinin nefsíni mubah olan yiyeceklerden alıkoymasıyla mümkün olur
Birinin kötü huylarımızdan dolayı bizi uyarmasına biz sevinmeyiz, o huyları düzeltmek için de çaba göstermeyiz. Üstelik bizi uyaran ve bize nasihat eden kişiye: "Sen de şunları şunları yaptın." diye-rek nasihatinden istifade etmek yerine ona düşmanca davranarak mukabelede bulunuruz