“Seni seviyorum” dedin. Neden birbirimize söyleyebileceğimiz en sıradan şeyi duymayı bu kadar çok isteriz hala? “Seni seviyorum” her zaman bir alıntıdır. Onu ilk söyleyen ne sensin ne de benim, yine de sen söylediğinde ve ben söylediğimde, keşfettikleri iki kelimeye tapınan barbarlar gibi oluyoruz. Ben taptım onlara ama şimdi, kendi bedenimden sökülüp alınmış bir kayanın üzerinde yapayalnızım.
Ne diyordum, kalbim, evet, evet, kalbim, bir zamanlar dutluktu, bağdı, bostandı, günlük güneşlikti ve hatta denizi bile vardı. Zavallım, ahir ömründe, çok heyecan, bir o kadar heyelan gördü. Gece gündüz süren yangınlara, Kandilli Rasathanesi'nin aklını alacak depremlere, gözyaşlarından mütevellit şiddetli erezyonlara, aklımı alabora eden fırtınalı bir aşka maruz kalınca, bitki örtüsü falan kalmadı tabii ortada.
"Cebimden o kırık gülümsememi çıkartıp, kimsenin görmediği bir elle ağzımın ortasına yapıştırdım. 'Olsun' dedim. Olsun hırkasının ilk dügmesini o gün ilikledim."