Biz olmaktan gurur duymadığımızda yaşamaya nasıl devam edecektik? Kendi kendime, kusurlarımız var, hatta çoğunlukla tahammül edilmez… cani ve barbar varlıklarız diyordum. Ama bu biziz!
Hala “kalıcı bir bağlılığı” ya da “aşka benzer herhangi bir şeyi” yürütebilir miyim? Bir buluşmayı, günlüğümün sondan bir önceki bahsi haline getirmeden, dolu dolu, kendimi kaptırarak yaşayabilir miyim?
İçtenlikle söylemem gerekirse, cevap “hayır”. Hayır, artık sevemem. Ve en üzücüsü, buna üzülmüyorum bile. Kalp yerine diken diken olmuş bir kirpi taşıyorum. Ève’in bunda hiçbir suçu yok.
Kesin olan bir şey varsa, onu görmek,dinlemek, aklımdan geçen binbir düşünceyi onunla paylaşmak için sürekli bir istek duyuyorum. Yalnızken bile zihnimden onunla konuşuyorum, duyuyorum.