Yolumuzu kaybettiğimiz konusunda kuşku duymak hala mümkün olsaydı, yanlıştan dönülmesi için verilen tavsiyeye karşı takındığımız tavır, nasıl umutsuzca yolumuzu kaybettiğimizi ve ne büyük bir çaresizlik içinde olduğumuzu gösteren en büyük kanıt olurdu.
Tüccarların kendi fikir ürünleriyle sahtekarlık yapmakla birbirlerini sürekli ele verdiklerini kanıtlamaya başladığımdaysa, her devirde bilim ve sanat adı altında insanlara birçok zararlı ve kötü şeyler sunulduğunu, dolayısıyla zamanımızda da aynı tehlikenin baş gösterdiğini, bu işin şaka olmadığını, manevi zehirlenmenin fiziksel zehirlenmeden katbekat daha tehlikeli olduğunu, dolayısıyla bize yiyecek görüntüsüyle sunulan bu manevi ürünleri azami bir dikkatle araştırmak gerektiğini, sahte ve zararlı ne varsa bunlardan gayretle kurtulmak gerektiğini hatırlattığımdaysa hiç ama hiç kimse, bir kişi bile ne bir makalede ne de bir kitapta benim bu çıkarımlarıma itiraz etmedi ve bütün dükkanlardan o kadıncağıza olduğu gibi: "Delinin teki bu! Varlığıyla yaşadığımız bilim ve sanatı yok etmek istiyor. Sakının ondan, dinlemeyin onu! Bize buyurun, bize! En son ithal ürünler bizde!" diye bağırmaya başladılar.
Özgürlüğün, zorbalığın, uygarlığın, barbarlığın ne olduğunu bana kim tarif edebilir? Ve birini diğerinden ayıran sınır nerededir? Hızla geçen bu karmakarışık gerçekleri ölçebilmek için ruhunda kim iyilik ve kötülüğü sarsılmaz bir biçimde ölçtü? Kimde o denli büyük bir akıl var ki, en azından hareketsiz duran geçmişteki tüm gerçekleri kucaklayıp tartsın? Ve kim iyiyle kötünün bir arada olmadığı bir durum gördü? Ve neden ben diğerinden ziyade birini gördüğümü biliyorum, doğru yerde durmadığım için mi? Ve kim buna bağımsızca yukarıdan bakabilmek için aklıyla, hiç olmazsa bir anlığına yaşamdan kesin surette ayrılabilecek durumda? Tek kişi, yanılmaz tek bir hükmedici var sadece, bireysel olarak her birimize ve hepimize birlikte etki eden, her birimize gereken çabayı sağlayan Evrensel Ruh; ağacı güneşle büyüten, güze doğru çiçeğe tohumu bıraktıran ve bizi gayriihtiyari birbirimize yaklaştıran Ruh'un ta kendisi.
Kesin kararlara ulaşma arzusuyla iyilik ve kötülüğün, gerçeklerin, düşüncelerin ve çelişkilerin sonsuz devinim içindeki uçsuz bucaksız okyanusuna atılmış talihsiz, zavallı bir mahluktur insan! İyiliği bir yana, kötülüğü diğer yana ayırmak için asırlardır mücadele ediyor, çalışıyor insanlar. Asırlar geçip gidiyor ve tarafsız akıl, iyilik ve kötülük terazisinin hangi tarafına ne koyarsa koysun, terazinin dengesi şaşmıyor; her iki tarafta da ne kadar iyilik varsa o kadar kötülük var. İnsan keşke katı ve kesin bir şekilde yargılamamayı, düşünmemeyi öğrenebilseydi, keşke kendisine yalnızca ebediyen soru olarak kalması için yöneltilmiş sorulara cevap vermeseydi! Her türlü düşüncenin hem yanlış hem de doğru olduğunu anlasaydı keşke!