Yasa önünde eşitlik mi? İyi de insanların bütün yaşamı yasa çerçevesinde mi sürüp gidiyor sanki? Yaşamın yalnızca binde birlik kısmı yasaya aittir, kalan kısmı bunun dışındadır, toplumun ahlak ve görüşleri çerçevesinde gerçekleşir. Halk arasında uşak, şarkıcıdan daha iyi giyimli diye şarkıcıyı hiçbir ceza almadan küçümsüyor. Ben uşaktan daha iyi giyimliyirn, ben de onu ceza almadan küçümsüyorum. Kapıcı beni daha üstün, şarkıcıyıysa kendinden daha aşağı görüyor; ben şarkıcıdan taraf olunca, kapıcı da kendini bizimle eşit sayıp kabalık etti. Ben kapıcıya küstahlık edince, o da kendisinin benden daha aşağıda olduğunu kabul etti. Uşak şarkıcıya küstahlık edince şarkıcı da kendisinin ondan daha aşağıda olduğunu kabul etti. Acaba insanların gerçek anlamda özgür dedikleri yönetim, kimseye engel olmadan açlıktan ölmemek adına yapabildiği yegane işle uğraşıyor diye hapse atılan bir yurttaşın olduğu yönetim bu mu?
Oysa sizi eyleme zorlayacak, yaşamdaki diğer her şeyden hep daha güçlü harekete geçirecek tek şey var: Farkına varamadığınız, ancak hissettiğiniz, sizde insanca bir yan kaldığı sürece bir asır boyunca hissedeceğiniz şiire olan ihtiyaç. 'Şiir' kelimesi size gülünç gelir, bu sözü alaycı bir sitem olarak kullanırsınız, şiire karşı sevgiyi çocuklarda ve ahmak genç kızlarda var olan bir şey gibi görürsünüz ve gerçekten onlarla alay edersiniz; size somut bir şey gereklidir. Hem çocuklar hayata sağlıklı bir şekilde bakar, insanın sevmesi gereken ve gerçekten mutluluk bahşedecek şeyi sever ve bilirler, oysa hayat sizi o denli aldatmış ve ahlaksızlaştırmış ki, sevdiğiniz tek şeyle alay ediyorsunuz ve nefret ettiğiniz, sizi mutsuz eden şeyi arıyorsunuz.
Onları kaybetmek, vücudumu yaralayan kılıcından
Daha fazla yaralıyor düşüncelerimi.
Ama düşünce olması için hayat olması lazımdır,
Hayat da zamanın oyuncağıdır.
Ama tüm dünyaya hükmeden zamanın da
Er ya da geç bir sonu olmak zorundadır.