Bırakalım ebedi yok oluşa hissizce adım atanların şanlı ölümlerini başkaları göklere çıkarsın. Hayvanlar da öyle ölüyor zaten. Bizler ancak yaşlılık veya hastalık organlarımızı felç edip de bizleri onlara benzettiği zaman o şekilde ölebiliriz. Büyük kayba uğrayanlar büyük üzüntüler çekerler. Şayet bu üzüntülerini bastırıyorlarsa, kibri mezara kadar taşıyorlar demektir.
Felaketlerin uzunluğundan, hayatın kısalığından dem vuruldu. Her mesleğin kendi içinde birtakım kusurlar ve tehlikeler taşıdığı ve prensten en alttaki dilenciye kadar herkesin suçu doğaya atar göründüğü konuşuldu. Nasıl oluyordu da bu kadar az bir para için başka insanlara zorbalık, yandaşlık, cellatlık edecek bu kadar çok insan bulunabiliyordu? Yüksek mevki sahibi biri nasıl da insanlık dışı bir umursamazlıkla bütün bir ailenin yıkımına imza atabiliyor ve paralı askerler daha da barbarca bir neşeyle bu kararı infaz edebiliyordu!