Yüreğine düşen kar ulaşır mı denize?
Yaz gelince buzların çözülünce anlarsın.
Her gönül sever sanma belki düşer hadsize,
Doğarken alın yazın çizilince anlarsın.
Gözlerini süsleyen vurulduğun didar mı?
Tahtına oturttuğun düşman mıdır serdar mı?
Niyetin halis ama bilemezsin murdar mı?
Bıçak vurduğun kurban yüzülünce anlarsın.
Her makam gelir geçer güvenme hiç rütbeye,
Nelerini doldurdun amel denen heybeye?
Yalan ömrü boş yere harcadığın haybeye,
Yüzündeki çizgiler büzülünce anlarsın.
Zaman da erir gider davranmaz sana adil,
Doğar güneş güvenme gün batar, söner kandil.
Kainat senin olsa bulamazsın bir mendil,
Yanağından damlalar süzülünce anlarsın.
İncittiğin bir kalbin alınmazsa rızası,
Kul hakkını yemenin ağır olur cezası.
Kalmıyor ki mahşere bu dünyanın ezası,
Amellerin önüne dizilince anlarsın.
Ana ile babadan eksik etme hatırı,
Eksik etme dilinden hiç Ya Rabbi Şükürü.
Yaradılanı hoş gör Yaradandan ötürü,
Dostu kara gününde üzülünce anlarsın.
"
Bu nasıl güzellik bu nasıl endam?
Aşka düçar olsun sevmeyen adam. Çizmeyen ressamın cezası idam,
En mahir şâiri cahil bıraktın.
Kölen bile olsam uğrunda azdır.
Divanen derlerse adımı yazdır.
Çağır dergâhına tövbemi bozdur,
Ne yol ne iz ne de menzil bıraktın."
...
Sana açsam gönlümü inanmazsın zahire
Şöhretini nakşetsem az gelir bu şehire
Ölürken son sözleri sorulur mu şaire?
Yazdığım şiirlerim vasiyet değil midir?
...